Siyahkelebek's Blog

Temmuz 8, 2009

ÇİĞDEM-3-

Filed under: anı, ÖLÜM, KANSER, ŞEHİT — siyahkelebek @ 10:57 am

O gün aldığım kötü haber tv’den gelmişti..Çiğdemin sevdiği genç, Mehmet,Tunceli’de terörist çatışmasında şehit düşmüştü..Böyle bir haber nasıl şok etmezdiki insanı? nasıl üzmezdi, hasta yatağında yaşam savaşı veren çiğdemin hayatta tek sevdiği,umut beslediğ,kavuşmayı beklediği, sevgilisi,askerdeyken şehit olmuştu..En acısı ise,biz mehmetin kısa zaman sonra izine gelmesini ve sevdiği’nin yanına gelip moral vermesini beklerken, ”o” askerde şehit olmuştu..O da genç ,hayat dolu,umutları olan bir ana kuzusuydu..

sevdiği kız yaşama savaşı verirken., Mehmet,ise vatanını bayrağını,milleti korumak için savaş vermiş ve bu savaşta Sevdiğin’den önce kara toprağa girişti..
Ağlasan’da bağırsan’da artık olan olmuştu.. Çiğdemin hayalleri bitmişti..Sevdiği çocuk artık Şehit olmuştu..
Bu kötü haberden Çiğdemin haberi olmamamalıydı

Hastaydı,İyileşmesi nin en büyük ilacı moraldi ve O nu hayata bağlayacak en sevdiği varlık artık yoktu..Ama o bunu bilmemeliydi..Hemen telefon ettim çiğdemin evine ..Telefona annesi çıkmıştı, Allahtan,çiğdem uyuyordu..Zaten görüşmek istediğim de çiğdemin annesiydi.. Sakin olmasını söyledim Mehmet ‘in şehit olduğunu ama sakın bunu çiğdeme belli etmemesini söyledim..”Bir kaç gün tv açmayın, gazete almayın..” dedim

Çiğdemin annesi telefon’da şok olmuştu, sesi titredi ”Sakın” dedim eğer ağlarsa çiğdem uyanır ve eninde sonunda bunu öğrenirdi..Bir kaç gün çiğdemlere gitmedim üstümdeki şoku atlatmam lazımdı..Hasta arkadaşımın karşısına bu şekilde çıkamazdım.. Bir hafta kadar sonra tekrar ziyerete gittiğimde biraz üzücü ve birazda çiğdem adına sevindirici bir haber daha aldım..Mehmet şehit olmadan 2 gün önce çiğdeme mektup postalamış ve mehmet şehit olduktan 1 hafta sonra çiğdem mehmettin kendisine yolladığı mektubu almıştı..

Mehmet mektubun’da uzun bir müddet haberleşemiyceklerini, dağ operasyonu na çıkacaklarını merak etmemesi gerektiğini, ve çiğdemi çok sevdiğini yazmıştı..Evet uzun ca bir müddet görüşemiyceklerdi..Çünkü mehmet bu mektubu yazdıktan ve yolladıktan 2 gün sonra şehit olmuştu..Ama çiğdem, in içi rahattı.. Mehmetin son mektubu olduğunu bilmiyordu.. enin de sonun da yine görüşme umudu taşıyordu..

çünkü sevdiğinin şehit olduğunu bilmiyordu..uzunca bir zaman geçmişti..ve ben işten ayrılmıştım.. bir ay kadar bir zaman tatile çıktığımdan dolayı,Çiğdemle görüşememiş ara ra telefon’dan haber almıştım..Tatil bittikten sonra, çalıştığım mağazaya eski ardaşlarımı görmek için gittiğimde,Yeni bir haber almayı hiç beklemiyordum..

Arkadaşlarım çok üzgün bir haldeydiler..Hepsi nin yüzü asıktı, birşeyler olduğunu anlamıştım ama aklıma hiç gelmemişti, ve bana”Çİğdem öldü,çiğdemi 2 gün önce kaybettik ” dediler..

Son zamanlar’da hastalığı kötüleşmiş,ve aradığım zamanlarda annesi bana hep iyi oldğunu söylemişti..Çiğdemin teyzesi nin yanına tatile gittiğini.. evde olmadığını söylemişti..

Aslında çiğdem, ben aradıım zamanlar da hastanede yaşam savaşı veriyormuş..Çiğdemin annesi benim tatilde olduğum için bana bu kötü haberleri veripte tatilimin zehir olmasına gönlü razı olmamıştı.. ve işte tatil dönüşü çiğdemi tanıdığım o mağazada ölüm haberini almış ,olduğum yere yığılıp kalmıştımm..Daha hayatı nın baharın’da 20 yaşında hayatını mahfeden kanser hastağına yenik düşmüştü..

Çiğdem yaşama savaşını kaybetmiş ve hayata gözlerini kapamıştı.. Ölene kadar sevdiğinin şehit olduğunu bilmemişti..Ve artık iki sevgili öteki dünyada kavuşmuşlardı.. Mehmet askerde ,şehit olurken bir kaç ay sonrada çiğdem ölmüştü.. Yüce allah o iki masum ve temiz kalp in ayrı kalmasına razı olmamıştı.. onlar gerçek hayatta kavuşmuştu..

Hemen gittim baş sağlığı diledim..Mezarını’da ziyaret ettim.. Çiğdemin ölümünden bir ay sonra annesi o evden taşındı.. ve yıllar sonra tesadüfen karşılaştık çiğdemin annesiyle.. Beni ilk gördüğü ve bana sarıldığı gibi yine ağlayarak bana sarıldı.. Birbirimize sarıldık ve uzun uzun ağladık..Son günlerin’de o nun yanında olmamıştım, bu’da ayrı bir hüzündü benim için..Ama Sevgi teyzem yani Çiğdemin annesi, Beni çok sevdiğini Çiğdeme çok iyi bir arkadaş olduğumu ve çiğdemin’de beni çok sevdiğini kulağıma titrek ve üzgün sesiyle fısıldadı..

Sevgili çiğdem Yıllar sonra seni böyle bir yazıyla anacağım hiç aklıma gelmezdi..Yaklaşık 14 sene geçmiş,ve ben seni hiç unutmadım arkadaşım..Toprağın bol olsun..Üzerine yıldızlar yağsın..Umarım senin için böyle bir yazı yazıdığımı bir melek gelip senin kulağıına fısıldar..Hiç unutulmadığını sana söyler..ALLAHIN RARMETİ ÜZERİNDE OLSUN MELEKLERİN HEP YANINDA OLSUNN..CANIM ARKADAŞIM..

SON SÖZ: VATANIMIZI MİLLETİMİZİ BAYRAĞIMIZI KORUYAN,TÜM ŞEHİT ASKERLERMİZE ALLAHTAN RAHMET,AİLELERİ NE SABIR VE BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUM…ŞEHİTLER ÖLMEZ BU VATAN ASLA VE ASLA BÖLÜNMEZ..

BİTTİ

Reklamlar

Temmuz 7, 2009

ÇİĞDEM-2

Filed under: anı, ARKADAŞIM, ÇİĞDEM — siyahkelebek @ 11:01 am

Evet ”o” kadın çiğdemin annesiydi ama ne olmuştu’da bu kadar ağlıyordu?..Aklıma önce çiğdemin hastalık bahanesiyle,evden kaçtığı ve sevdiği çocuk mehmetin yanına gittiği geldi..Çünki arada böyle şeyler söylerdi..Annesi mehmetle evlenmesine izin vermesse, evden kaçabileceğini söylemişti..

Ama durum benim sandığım gibi basit değildi..Çiğdemin annesi patronu sordu önemli birşey konuşmak istediğini söyledi.. Patron kendi odasında hiç birşeyden habersiz oturuyordu..İçeri aldık çiğdemin annesini,ve anlatmaya başladı..
”Çiğdem çok hasta..Karnında bir kitle tespit edildi..Bu kitlenin kanser olduğu açıklandı”
İşte bu sözler çiğdemin annesi’nin ağzından çıkan sözlerdi..O anki üzüntümü tarif edecemiycem..
Gencecik güzeller güzeli bir kız,hayalleri umutları vardı,hiç ummadığı bir anda kötü bir hastalığın pençesine düşmüştü..Çiğdem beni annesine anlatmış tarif etmiş, beni kendine en iyi arkadaş seçmiş annesine’de bu şekilde anlatmıştı..
O gözü yaşlı kadın beni mağaza önünde gördüğünde çiğdemin tarif ettiği arkadaşı olduğumu anlamış, ve beni bir anda kendi kızı yerine koymuştu ve boynuma sarılıp ağlamıştı..Anne kızının hastalığını açıklamıştı patrona ve patron bir miktar para çıkarıp verdi ve elinden ne geliyorsa yapacağını söyledi..
Çiğdem hastahane de yatıyordu ve bir kaç gün içinde ameliyat olacaktı..Çiğdemin annesi bana ”Çiğdemi yalnız bırakma,arada ziyaretine gel seni görünce çok sevinir moral olur ” demişti..O günden sonra her fırsatta hastaneye ziyarete gittim.. moral verdim, hatalığın dan haberi yoktu sadece apandist ameliyatı olduğunu biliyordu..
Asker olan sevdiği genç mehmet, çiğdemin hasta olduğunu öğrenmiş sık sık telefonda görüşüyorlardı..
Çiğdemin annesi hasta kızına moral olasun diye görüşmelerine izin vermişti..Bu çiğdeme daha da bir moral olmuştu..Tahlil sonuçları iyi ye gidiyordu..
Ama çok zayıflamıştı çiğdem..Boynunu sağa sola çeviremiyordu..
İştahı hiç yoktu, ve sürekli yediğini çıkarıyordu..Gördüğü tedavinin, yan etkileriydi herhalde..
Ramazan aylarındaydık, ve akşam teravih namazına gideceğim diye anneme yalan söyler..Çiğdem lerin evine giderdim saatleri kovalar teravih namazı bittikten sonra eve giderdim..
Arkadaşıma moral olsun,biraz yüzü gülsün annesiyle paylaşamadığı şeyleri bana anlatmasını sağlardım.. Biraz olsun onun ferahlamasına yardımcı olurdum..
Ben hala, mağaza’da çalışmaya devam ediyordum..
Çiğdem hastahane’den evine çıkmıştı..Sık Sık, iş çıkışlarında yanına gidiyordum arkadaşlık ediyordum..hafta sonu evde olduğum bir gün..Öyle kötü bir haber geldiki,bu haber beni adeta yerle bir etti.. Bu haberi aldığım gün sanki başıma kaynar sular dökülmüştü..
Bütün hayaller bitmişti.. Dünya tersine dönmüş, gözlerimdeki yaşları durduramıyordumm..Koca bir çığlık attım ”hayır hayır,olmaz, bu olmamalı..Bu şekilde bitmemeli”
Böyle bir bitiş beklemiyordum..herşeyin düzeleceğine inanıyordum..Böyle bir son’u ancak ya filmler’de yada romanlar’da okumuştum ben..

DEVAM EDECEK..

Temmuz 5, 2009

BÜYÜK ADA

Filed under: anı, BÜYÜK ADA, GEZİ — siyahkelebek @ 1:09 pm

Daha önce marmara ‘daki kınalı ve heybeli adaya gitmişliğim vardır..ama geçtiğimz yıl bir tv kanalında yayınlanan hatırla sevgili dizisine olan büyük hayralığım aslında büyük adaya hayranlığımdır..Gitmek bir türlü nasip olmamıştı..Geçen yaz kız kardeşim okul gezisi münasebetiyle,büyük adaya gitmişti..Bize de anlata anlata bitiremedi..her yaz genelde rumeli kavagı’na giderdik yüzmek için geçen yılda bir değişiklik yapalım çokta görmek istememden dolayı Büyük ada ya gittik annem ve eşim pek istemediler..

Ama, benim ve kız kardeşimin ısrarı üzerine gittik.Hava akşamdan kalma yağmur kokuyordu,ve pek ,iyi değildi o gün, Ama herşeye rağmen inat ettik karda yağsa gidecektik.. Muhteşem bir vapur gezisinden sonra ada’ya ulaştık..Ada’nın girişi gerçekten harikaydı..ama bizim amacımız denize girmek ve piknik yapmaktı.. Sorduk soruşturduk ve piknik yerine ulaşmak için faytona binmemiz gerekiyordu ada’da araba yoktu herkez ya, at arabasıyla yada bisiklet ile gitmek istediği yere gidiyordu.. ve bizde güzel gayet şık bir faytona bindik.. Hayatımda ilk defa böyle bir yolculuk yapıyordum.. fayton’da giderken, o güzel yalılar sakin sokaklar, beyaz evler, çiçeklerle dolu bahçeler, güneş ve deniz gören balkonlu evler..

Yaşayacak son 3 günüm olsa orada geçirmek isterdim..Bu kadar güzel tablo gibi bir ada ..Sanki yağlı boya bir tablolun içindeymişim gibi geldi bana heryer tezek koksada, önemli değildi..sakin, huzurlu dingin bir havası vardı..Yollar bomboş,ada sakinleri sabah ekmeklerini almak için bisikletlerine binmiş ada turu yapıyorlardı..bu arada bende boş durmayım faytoncu amcaya sormaya başladım hatırla sevgili dizisi’nin çekildi evleri sokakları aşıklar tepesini..tek tek gösterdi bana yol üzerinden geçerken..
Bir zamanlar gündeme damgasını vuran siyasi olayları ve geçmişte yaşanan gerçek aşkları anlatan dizinin, bir çok bölümünün çekilmiş olduğu yer Büyük ada.. abartı gibi gelecek size belki ama bir rüyadaymış gibiydimm..İstanbulun karmaşık hayatından çıkıp..böyle cennet misali bir yağlı boya tablosunun içinde olmak, benim için büyük tarifi imkansız bir keyifti..Piknik alanına çıktık birazda yürümüştük..Yemek yedik dinlendik..Ve denize girdik.. Denizden yaklaşık 3 büyük torba dolusu midye çıkardı eşim..
Çok kızdım bu kadar yolu giderken, birde bunlarımı taşıyacaz diye..Biraz meşakatli bir gezi olmuştu..dönüşte fayton la çıktığımız yolu bu defa gezmek amaçlı yürüyerek inmiştik…Çok yorulmuştuk, ve ben ayağımı bir güzel burkmuşum kimseyede söylemeden acı içinde yürüdüm büyük ada yollarını..Ama o güzel yerleri görmek için değmişti..
Akşam olup annemin evine dönmüştük tekrar..Çocuklar yorgunluktan devrildiler..Annem ise hiç üşenmeyip, deniz’den çıkan midyeleri, temizleyip bir güzel un ver yumurtayla pişirdi ve önümüze getirdi.. Belki bir çogunuz midye tava sevmesiniz” ıyyyy ”dediğini duyar gibiyim.. A ma ben çok severim.. Annemin elinden’de çok güzel olmuştu..İlk fırsatta yine gitmek istiyorum..Gitmeyenleriniz varsa, hiç beklemeyin, ilk fırsatta Büyük ada’nın o güzel havasını içinize çekin derim..Tezek kokusuna aldırmadan :=) SEVGİYLE KALIN..
NOT: Ada fotoğrafları alıntıdır..

Haziran 9, 2009

AH BE ISSIZ ADAM

Filed under: anı, sinama, ıssız adam — siyahkelebek @ 4:44 pm

Soguk bir bayram akşamıydı yine annemlerin evindeydik hayat arkadaşım çoçukları anneme bırakıp biraz taksimde gezelim teklifini yaptı taksim deyince akan sular duruyo bende. taksim ilk yardım hatanesinde doğup ve 25 yaşına kadar taksimde yaşamış biri olarak taksim demek benim için hayat demek
hiç tereddüt etmedim tabii 17 yaşında bir genç kız gibi fırladım büyük bir heyecanla, annem mutfaktaydı
hemen yanına gittim onun yanına giderken de 10 yaşında küçük bir kız olmuştum ellerine sarıldım ‘annecim çocuklara 1 saat sen bakarmısın taksime kadar bir gidip gelsekmi acaba’? diye mahçup ama küçük bir kız çocugu gibi izin almaya çalıştım.
canım annecim hemen izin verdi bende hazırlandım ve eşimle dışarıya çıktık tophaneden galatasaraya yürüdük ordan istiklale 10 dakikada ulaştık öyle bir kalabalık vardiki cadde iğne atsanız yere düşmezdi.
en çok sevdiğimde oydu zaten istikalin kalabılığı. her tür insan var ve ne ararsanız oradaydı parfüm kokularına karşımış midye tava kokuları. o meşhur çiçek pasajından gelen kokereç kokuları ve fasıl sesleri.bambaşka bir gezegendi beyoğlu istiklal caddesi.
Eşim sordu bana ne yapmak istersin? nereye gitmek istersin? diye o an için bir karar vermemiştim az daha yürüdük bir afiş vardıki,o afişi görünce fırladım. ”ben bu filmi görmek sitiyorum ne olur” dedim eşime yalvarırcasına.o afiş ıssız adam filminin afişiydi eşim her zamanki gibi burun kıvırdı.”ne işimiz var yahu gidelim güzel bir yemek yiyelim bişeyler içelim” dedi.
Ben istemedim astım suratımı beş karış :=) ee tabiki dayanamdı ben kazanmıştım ”tamam tamam kızma hemende surat asma madem öyle gidelim, ama aroğ da oynuyo ona gidelim istersen” diyerek bana öneride bulumadan da edemedi.
Ee erkek milleti işte romantik ne varsa her zaman kaçtıkları gibi yine kaçma teşebüssünde bulundu ama ben ısrarlıydım o filmi izleyecektim.
Sine pop sinemasına girdik çok kalabalıktı bir sürü film oynuyordu ve salon daha boşalmamştı yarım saat bekledik eşimin etrafına şaşkın ve de sıkılmış tavırlarıyla.neyse filmin oynadıgı seans bitmiş ve aşağı inen insanlara baka kaldık herkez salya sümük ağlıyodu kendi aralarında konuşuyorldı şu sahnesi bu sahnesi diye.eşim bir peehhhhh etti ”ne filimmişki bu böyle herkez aglıyo”.dedi :=)” üff sen anlarsın ki zaten” dedim eşim güldü tabii
Yeni seans başlamak üzreydi ve salona alındık.salon yine çok kalabalık el ele sevgililer, yalnız başına gelmiş erkek ve bayanlar, bir yandan da gözlem yapıyordum.salonun çogu yalnız gelmişti filmi izlemeye.
Film başladı ve izlemeye koyulduk bir kaç sahnesi biraz erotik içerdigi için bazı izleyicilerin utangaç kıkırdama sesleriyle bizde gülmüştük :=) ama az sonra kıkırdamalar yerine hıçkırık sesleri gelecekti .filmin sahnelerini çekildigi yerleri görünce çok şaşırmıştım. ilk okulumu okudum sokak,galata kulesi etrafı, istaiklalin caddeleri,galatasaray sokakları hep buralarda çekilmişti film çocuklugum ve gençligimin geçtigi sokaklardı oralar.
Ben filmi unutmuş filmdeki mekanlara dalmış oralarda geçen anılarımı canladırmıştım gözümde.
birde filmde çalan eski şarkılar yokmuyodu ah ah büyülenmiştim.filmi anlatmaya gerek yok zaten herkezin hayatında bir çok anı bırakan ve acısı bitsede unutulmayan aşkları anlatan bir filmdi ee eski aşkları anmadan geçmekte olmazdı yani :=) yanımda hayatımı paylaştığım sevgili eşim, kulagımda o eski şarkılar,
gözlerimde çocuklugumu ve gençliğimi bıraktığım cadde ve sokalar, ehh birazda aklımda eski aşklar.
İki saate boynuma bir 5 i bir yerde takılmıştı sanki. bir çok duyguyu o iki saate yaşatmıştı o film bana.
eşim ise ellerimi sıkıca tutup filmi büyük bir zevkle izliyordu.ve bende arada ona tebessümle bakıyordum.
ve filmin son sahnesi gelmişti iki eski aşık yıllar sonra karşılaşırlar ve birbirlerini hiç bir zaman unutmadıklarını sadece bakışlarıyla anlatırlar son kez sarılırlar ve ayla dikmen başlar söze anlamazdım şarkısıyla.
Salonda sadece hıçkırık sesleri vardır. ve benim elimde bir acı, eşim o kadar etkilenmişki filmden ağlamamak için kendini sıkarken elimide sıkıp acıttığının farkında bile değildi. :=) biz yufka yürekler ise hemen ağlamaya hazır ve nazır göz pınarlarımızda beklettiğimiz yaşları çoktann koyuvermiştik bile.anıra anıra ağlamak neymiş bire bir yaşamıştım artık korkacak bişey yoktu :=) ve film bitmişti artık sinamadan dışarı çıktık temiz havayı içimize çektik elimde mendil bir yandan akan burnunu ve gözyaşlarımı siliyordum.cep telefonlarmızı açtık.bu ruh halinden nasıl kurtulacamızı düşünüp biraz gülüşürken cep tekefonu acı acı ve çok sinirli bir şekilde çaldı arayan annemdi ve bize şöyle seslendi ‘kaç saatiirr nerdesinizzzzzzzzzzzzzzz meraktan öldükkkkkkkkkkk’ sinamaya gitmeye son anda karar vermiştik ve haberde vermemiştik annemin o sinirli haykırışıyla o ruh halinden bir anda kurtulmuştum aklıma hemen 1 saatliğine anneme emanet ettiğim çocuklarım geldi ve onları nekadar özledigimi düşündüm koşar adımlarla eve geldik elimizde boş gelmedik tabii annemin ve çocuklarımın gönlünü almak için beyoğlunun en sevilen yiyeceklerinden alıp onların gönüllerini almıştık.o akşam bir çok duyguyu bir çok anıyı 2 saate sığdırmıştım ve çokkkk mutlu olmuştum.
Canım annem ve sevgili eşime bir kez daha teşekkür ler.:=)
NOT:ALINTI DEĞİLDİR

Haziran 2, 2009

KÜÇÜK TEBESSÜMLER

Filed under: aile, anı, gülümse — siyahkelebek @ 12:56 pm

KÜÇÜK TEBESSÜM

Geçen haftaların birinde, annem evinde biraz temizlik ve eşyaların yerlerini değiştirmek için bizi yardım etmek amacıyla evlerine çağırdı
hafta sonuydu cumartesi günü eşim ve çocuklarım hep birlikte hazırlandık bindik bir otobüse gittik annemlerin evine vardık nihayet.o gün bayagı bir yorulduk eşimde, bendei annemde, erkek kardeşimde. evin düzenlenmesi her şeyin sanki daha önceden biliyormuşuz gibi yerli yerine oturması bizi çok uğraştırmaması yorgunluğumuzu almıştı sanki.

Annemin o lezzetli yemekleri ve demledigi o sıcak ve demli çayda bal gibi gelmişti bir koyu sohbete girdik hiç farkına varmadan bundan 3 yada 5 yıl önce yaşadığımız bazı olumsuz olayları şimdi gülerek hatta kahkaha atarak anlatığımızı fakettim annem anlatıyo biz yerlerde sürünüyoruz gülmekten
ben anlatıyorum ev hali nereye kaçacağını şaşırıyo gülmekten :=)) o zamanlardan kalma biraz hüzünlü ama şimdi bize komik gelen bazı davranışlarımız olmuş fevri çıkışlarımızda ne kadar komik olduğumuzu anlatırken ne kadarda güldük insanın zamanında yaşadığı kötü olayları zaman geçtikten sonra böyle tebessümle anması hatta gülmesi keşke olmasaydı ama belkide şimdiki gülme nedenimiz o günleri anmak olacakmış ne enterasan.

bazı yaşadığımız kötü olumsuz olaylarda mutlaka ve mutlaka bizi temessüm etirecek bir anektod vardır.düşünsenize sevdiğiniz biri ölüyo ve siz onun cenazesine gittiniz herkez ağlıyo herkezde bir hüzün bir dram yaşanıyo ama orda o anda o nu gülümseyek anmakta var geçmişte güzel ve komik yaşanmış bir anınız mutlaka vardır.o anınızı o an aklınıza getirin ve onu tebessümle anımsayın o biryerlerden sizi farkedecek kendisi için aglayanları deilde biraz tebessüm etmiş birini görmesi onu biraz olsun içinde bulunduğu o hüzün dolu atmosferden burada neler oluyo telaşından kurtaracaktır. bu benim düşüncen tabiki katılmayanlar da olablir :)) nerde olursanız olun ama gülümsemeyi asla unutmayın gülmek yaşam kaynagıdır su gibidir her zaman gülümsemenize neden kıyıda köşede bişeyler kalmıştır.yaşadığınız en olumsuz olayda bile sizi tebessüm ettirecek bir küçük toz taneciği.aramayı sakın ihmal etmeyin.bu gece güzel geçti ama ah keşke şu olmasaydı diye kötü bişeyler ararız ya her iyi şeyin altında. birazda kötü olaylardan tebessüm çıkaralım ne dersiniz. şimdilik bukadar hoşçakalın.::=))

Mayıs 30, 2009

ANNEMİN ANNESİ.

Filed under: anne annem, annem, anı — siyahkelebek @ 7:26 pm

ANNE ANNEM
istanbulun bir küçük mahallesinde yaşardı sağır ve dilsiz 10 çocugun annesiydi yalnızdı can yoldaşı hayat arkadaşı çokk tan ölmüştü.
saçları ince telli hep ikiyana örgülü ve kınalıydı.helle elerinden kına hiç eksik olmasdı kına onun makyajıydı.
yüzü çzgilerle doluydu.çok yaşamış çok çekmiş ince ve zarif bir yapısı vardı görünüşte ama bir erkek gibi kaslı kuvetli dik bakışlıydı dili yoktu belki kulagı hiç duymamıştı şimdiye kadar ama onun kadar kimse komuşamazdı hiç kimse onun kadar güzel anlatamazdı hiç bişeyi ben daha 4 yaşındayken mum ışığında anllatıgı savaş hikayelerini hiç unutamadım. atatürkü ondan öğrendim el diliyle vucut diliyyle o savaşlarda kazanılan zaferleri bana masal diye o anlattı gözleri yerinden çıkardı anlatırken.sanki yaşarcasına kendini paralarcasına anlatırdı annesinin cepheye nasıl silah taşıdıgını. ahh o benim annemin annesiydi benim anne annemdi.
yaşadığı ev baba annemin yaşadıgı o saraydan bozma uzun koridorlu çok odalı çok camlı balkonlu ev gbi deildi. küçük bir mahalede 2 göz oda tuvaleti bahçede, taştan derme çatma bir evdi. o evde 10 çocuk büyütmüştü ne anılar yaşadılar arada anlatırdı annem.mahalle pazarlarından arta kalan sebze meyve çay şeke yağ hepsini ona sadece bir bakla falı bakma karşılıgnda verileridi.
Çok severlerdi onu herkez.benim tanımadıgım kişiler bile onun dilinden anlıyolardı.bazen beni sırtında taşıyıp o pazarlara yanında götürdügünü hatılyorum evinin yanındaki bayırdan beni sırtında nasılda taşırdı.bazen bizİm eve kalmaya gelirdi. ama o up uzun bembeyaz yağlı boyayla boyanmış kapıları hiç sevmezdi el işaretleriyle tabuta benzettini anlatırdı.
Bizim evde okadar çok oyunlar oynardıkki, elimi koluna takar o sevmediği uzun boyalı kaplıları sözde komşuya gitmişiz gibi tıı tık tık çalar, misafircilik oynardık. kesesinden küçük paralar çıkarır verirdi hayatta en çok sevdigi şeyi kabuksuz şam fıstılarını birtek bana ve kardeşime verirdi .pazardan geldiginde sırtında bezden bir çuval ağzına kadar dolu mutfaktan eski yer sinisii getirir yere koyardık hoppa cuppa diye ne var ne yok boşaltırdı o bezden günzeşten sararmış el dikimi lacivert çuvalını.
Annem kızardı annesine kal burda gitme pazara biz bakarız sana annem sinirli bir şekilde anlatırdı el işaretleriyle getirme bunları bana lazım deil derdi. anne annem bizi gösterip bak çocuklar nasıl seviyo nasıl begeniyo bak nasılda yiyolar deyip bir işe yaradığını sanması ona bir huzur veriyodu yüzünde kocaman bir gülümseme.
Annem artık ondan kalan 3 hatıraya gözü gibi bakıyo güzneşten saramış el dikimi lacivert ve bezden pazar çuvalına,
çiçekli pazen lastikli ama anne annem kokan para kesesine,ve ancak öldükten sonra boynundan çıkartabildiğimiz dedemin ona hediye olarak verdigi siyah boncuktan kolyeye.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.