Siyahkelebek's Blog

Haziran 30, 2009

BUDA BENİM MUTLULUĞUM

Filed under: ÇAY, GEZİ ANI, MUTLULUK, PEYNİR EKMEK — siyahkelebek @ 4:03 pm

Mutluluk nedir? Mutluluk nasıl bişeydir?.Kimine göre para,kimine göre,tatil,kimine göre müzik..mutluluğun tarifi kişiye göre değişiyo..Bana göre ekmek arası peynir yemektir mutluluk..Akşam üzeri çocuklarıma park gezisi yaptırdıktan sonra..Eve geliş,üst baş el yüz temizliği,akşam üzeri yorugunluk atıştırması,ve güzel bir çay..

Çocuklarımı parktan geldikten sonra,eğlenmiş ve keyifleri yerinde görmek ayrı bir mutluluk..yemeklerinide yedilermi işte tam keyif..annelik görevimi yapmanın huzuru var içimde,çocuklar yazın sokak istiyor,park istiyor,eğlence istiyor,ancak akşam üsttleri onları çıkarabiliyorum,gündüz çok güneş ve sıcak oluyor..

Ama o akşam üstü gelene kadar’da beni çok üzüyorlar..Günün güneşin alnında dışarıda oynayan çocukları gördükçe,yakama daha bir yapışıyolar..Ama malesef dışarda oynayan çocukların terbiyeleri tam değil..
Ağızları adeta küfür makinesi olmuş..Kimse kusura bakmasın ama çocuğumun küfür öğrenmesini istemediğimden kapı önüne bırakmıyorum..Evet çok üzülüyo onlarla oynamadığı için,eğer onlarla oynarsa,küfür baz olacak..Küçücük beyinleri küfür öğrenmesin..

Ğörüyorum’da daha 1 yaşına basmış küçücük çocukları o güneşin alnında sokağa bırakanlar var,bazıları yalınayak,elleri yüzleri kir pas içinde..Tamam çocuk oyun oynayarak büyüyecek ama, bu kadarıda fazla..
Başlarında ne anne nede baba var akşama kadar sokaklarladalar..Akşam olunca ‘da annler ellerin’de terliklerle çocuklarını döverek eve sokamaya çalışıyolarlar..Olucak iş değil..
Bu çocuklar büyüyünce nasıl bir birey olacaklar, bilemiyorum..Ben çocuklarımı akşam üzeri 1 yada 2 saat kendi himayem altında,bazen kapı önünde bazende parkta oynatıyorum..ve eve dönme zamanı gelince,hiç zorlanmadan eve götürüyorum..

Güzel bir duştan sonra yemeklerini yediriyorum,ve soruyorum hergün sorarım, ”eğlendinizmi”diye..”çok eğlendim anne” sözlerini duyunca benden mutlusu yok..işte ozaman ekmek arası peynir ve çayımla keyif yapıyorum..Çünkü onları mutlu etmişimdir..ve bu keyfi haketmişimdir..Mutluluk benim için Çocuklarımı sevindirdikten sonra geliyor..Onları mutlu ettikten sonra..ekmek arası peynirim ve yanında kocaman bir kupa çay, işte buda benim MUTLULUĞUM..
Reklamlar

Haziran 29, 2009

HANGİSİ DAHA MUTLU?

Filed under: BÜYÜK ŞEHİR, KÖY, KÖY ÇOCUKLARI — siyahkelebek @ 3:58 pm


Geçen gün bir arkadaşımızın blogun’da gördüm bir kaç köy manzarası koymuş.
koyunlar keçiler oğlaklar. yalnıız ağaçlar. etrafı yeşillikler dolu patika yollar.içi hayvanlar la dolu çiftlikler.ayakları terlikli mutlu bakan çocuklar.

şöyle bir düşündüm. baktım o yırtık terliki ama mutlu çocuğun gözlerine ve yüzüne,
neden bizim çocuklarımız mutlu değil?. büyük şehirler de yaşayan çocuklarımız neden mutsuzlar.? her türlü, imkanları ellerin de var.büyük şehirler’de okullar bakımlı,imkanlar geniş,marketler bol, hertürlü oyuncak temin ediliyo, her evde artık bilgisayar var her türlü oyunu orda oynayabiliyorlar.parklar’da her türlü oyun aletleri var, kapalı lünaparklar. çocuk tiyatroları. ana sınıfı etkinlikleri.ama yinede sıkılıyorlar herşeyden buka dar sıkılan ve her şeyden çok çabuk pes eder oldular.

tabiki bunun nedenleri vardı. şehirli anneler hemen hemen hepsi çalışıyorlar.,eve yorgun geliyorlar, babalar akşam olunca ya tv karşısında maç izliyor yada bilgisayar başında vakit geçiriyorlar, anneler güzellik düşkünü olmuş,bir çok zamanın ayna karşısında geçiriyorlar.çocuk bir soru sorsa ” sus bakıyım git oyunu nu oyna” deyip başından salıyorlar.Arkadaş sohbetlerinde ” şiişştt bizi dinleme arkadaşınla oyna ” diyip güvensizlik yaratıyorlar. Köydeki anne babalar hiç kavga etmezken şehirde ki anne baba hemen her gün ve genellikler ya maddi sorunlar yüzün den yada hangisi çocukla daha çok ilgilenilmesi gerektiği nin kavgasını yapıyorlar .

Çocukların önlerine her türlü imkanı sunup.,kendimizi rahata çıkarma çabası içersindeyiz. Ama köyde yaşayan çocuk daha mutlu elinde şehirli çocuk gibi imkan yok tek oyuncagı koyunlar kuzular, anneler evde, güzeelik meraklısı değil başında tülbenti. elleri hamurlu çocuklarının sevecek yiyecekleri yapma derdinde.

Çocuklar da sokaga çıkma korkusu yok. sabahtan akşama kadar canllı oyun arkadaşları var. şehirli her bir çocuk sanal arkadaşlık kurma çabasında. bilgisayar oyunlarıyla. şehirli çocuk gece rüyasında örümcek adamı, yada batmen görürken.

köylü çocuk o gün oynadığı koyunları kuzuları doğal hayatı görüyor rüyasında.
Anneler babalar bakımlı değil eller hojeli dudaklar boyalı değil.Yabancı parfüm kokuları fıçkırmıyor bedenlerinden. Paranın kıymetini daha çok biliyorlar onlar kriz nedir bilmiyorlar, köy yollarında trafik yok.,araba yok, büyük şehirde her yolda her köşede lüks arabalar, süslü hanımlar beyler. Çocukların üstü başı markadan geçilmiyo her yerleri marka ama yüzleri hala mutsuz.,istekleri bitmiyor. Onu isterim bunu da isterim.,ömür törpülüyorlar.

Ğeleceklerinden şüphe ederek yaşıyoruz. şimdikin den daha iyi yaşasın lar istiyoruz. hayatları zenginlik içinde geçsin istiyoruz. bir dedikleri iki olmasın gözü arkadaşı nın ayakkabasında kalmasın daha üstün olsun istiyoruz.
şehirde çocuklar okumaktan okula gitmekten sıkılır oldular. ama köyde yaşayan çocuk öylemi? yarım etek yarım gömlekle yırtık pabuç larla çogu zaman yazacak kalem bulamıyorlar .ama ellerinden kitap düşmüyo ne kadar okursan o kadar iyi dir diye öğretmiş dedeleri. şehirli çocu ğun dedesi hafta sonu torununa, ”Toysrus”’ dan oyuncak alırken. köy deki dedeler. köy bakkalına gelen yeni çilek kokan bir kurşun kalem alıyorlar. Ama şehirli çocuk ”ben bu oyuncağı beğenmedim” diye nankörlük edip 2 saat geçmeden oyuncağı kırarken. köydeki çocuk o dedesinin aldığı çilek kokulu kalemi belki yıllar boyu saklayıp kıymet biliyor.

Kimse yanlış anlamasın. burda amacım kültür ayrımı yapmak değil. ama görünen köyde klavuz istemiyor.Bir oralar da köylerde yaşayan çocuklarımıza bakalım, birde şehirde elinde her imkanı verdiğimiz çocuklarımıza.hangisi daha mutlu bakıyor. eline bir oyuncak verip 2 dakika mutluluk yaşayan.çocukla, bir de elinde kuzusu olan bir çocuğun gözlerinin içine bakın.o zaman farkedecek siniz. tabikide hadi tası tarağı toplayıp köylere gidelim demiyorum.,ama arada bir hayvan sevgisini aşılatalım evde değil hayvan dışarı da sevilir. ben hayvanları sevsemde evde hayvan beslemeye de karşı bir insanım çocuklarımıza doğal hayatı öğretmeliyiz. var ve yok arasındaki farkı öğretmeliyiz, ”hayır” diyebilmeliyiz. Çok pahalı marka giysiler eşyalar, almamalıyız.

Pahalı birşey alsakta onun kıymetini bilmesini sağlalamız gerekiyor. Lüks ve pahalı alışveri merkezlerine değilde doğal parklara götürmeliyiz. Onlar bizim geleceğimiz. bazı zorluklara alıştırmalıyız. Çocuk hayatında sadece sınavların zorluğunu yaşamasın.

bir el marifeti öğretmeliyiz. bunlar benim fikrim katılan olur katılmayan olur. saygı da duymak lazım … Neyse sizi daha fazla sıkmayım. :=) kendinize iyi bakın sevgiyle kalın..

Haziran 28, 2009

İLLE’DE ROMANIZ

Filed under: ille'de roman olsun, roman, roman olmayı seviyorumm — siyahkelebek @ 8:45 pm

Uzun bir aradan sonra, İllede Roman olsun yarışması,Şhow tv ‘de yeniden başladı.ilk yayınla’nan bölümü çok yankı uyandırmış,herkez tarafından çok sevilmişti.Bu defa yine romancıklarım sahne’de.Oyunları,dansları güzel sesleri ve şarkılarıyla,yine şahaneler yaratıyorlar. Şuan hem izliyorum hemde yazıyorum.
Bir kez daha roman kültürün de doğmaktan gurur duydum. Durmuş ruhum yeniden canlandı..Rengarenk kostümleriyle,cap canlı danslarıyla işte bizim dünyamızı geçek anlamda yansıtan bir yarışma..İlk defa bir kanal ,bir proğram,kendimizi bu kadar iyi ifade etmemize olanak sundu.. Kendi adıma Şhow Tv ‘ye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Yeniden dünya ya gelmiş olsam yine roman kültürün de doğmak isterim kendimi çok özel hissetiriyo bana roman olmak..Her nekadar her türlü alanda karşımıza sorun olarak çıksada önemli değil..Her milletin iyisi kötüsü nasıl varsa ,bizim kültürümüzde’de iyi de var kötü de var her kesi aynı kefeye koymamak gerek.
Kayın validem hala beni roman olmam’dan dolayı sevemese de, her fırsatta yüzümüze bu olgu şamar gibi insede seviyorum roman olmayı,romancıklarımı seviyorum beyaa..:=)
Tv ‘de İlle’de roman olsun proğramı’ nı izlerken bloğum’daki profil bilgilerini eksik yazdığımı anladım..Oturdum hakkımdaki bilgilerimi yeniden düzenledim…şimdi artık gerçekten ben olmuştum..

Canlarım roman’cıklarım,sizi seviyorum..Kendimi de roman olduğum için daha çok seviyorumm..

Haziran 27, 2009

İLK AŞK

Filed under: BERKAY IM, OĞLUM, İLK AŞK — siyahkelebek @ 12:36 pm

Oğlum aşık oldu.Daha 5 yaşında ama geçen yıl yaz aylarında parka gidip gelirken,orda tanıştığı,kendisinden 1 yada 2 yaş büyük,mavi gözlü,sarışın birazda tosuncuk,Elif adında bir güzel kıza aşık oldu.
Aradan 1 yıl geçti ve yine yaz geldi. Bahar ve yaz aylarının verdiği,aşık olma olayını artık oğlumda yaşıyo.
daha geçenlerde gittiğimiz parkta,başka kız çocuklarıyla oyun oynadı ama,gözü hep eflif’i aradı.
Eve gelediğimzde,sordum.”Berkay nasıl parkta eğlenebildinmi?” diye.Berkay;hayır anne elif’i göremedim neden gelmiyorki? Ben onu çok seviyorum evlenme teklifi edecem” demezmi..Çok şaşırdım ve kocaman bir kahkaha attım.Oğlumda utanğaç bir gülümsemeyle güldü..
Oğlum daha yaşın küçük ama büyüyünce daha çok seveceğin birisi çıkacak karşına önce okula gitmelisin,
okulunu bitirip askere gideceksin.Daha sonra iş hayatına atılacaksın,ve evlenme çağın gelince tabiki sen kimi istersen onunla evleneceksin dedim ama bu kişi elif olmaya bilir.Elif senden biraz büyük.”O” senin ablan sayılır.
Bence sen bu sevda dan vazgeç dediysemde olmadı.
Ben kimseyi istemem kimseyi beğenmem,ben Elif’i seviyorum, diyor hala. Çok kararlı görünüyor.Daha şimdiden kayınvalide olmuş hissiyatına girdim. Şu zamane çocukları biz Anne, Babaları,zamansız derde sokuyorlar. Zaman geçtikçe büyüdükçe,daha kaç kıza aşık olacak,kaç evlilik kararından geri dönecek..
belkide yıllar sonra evlenmek bile istemeyecek..
Ah benim güzel oğlum,inşallah şimdi olduğu gibi ileriki yıllarda ‘da anne’ne herşeyini anlatırsın.
Allah bana uzun verdiği sürece,her yeni aşkında,her biten aşkında,üzüntünde ,sevincinde gelip her şeyini anlatabileceğin en yakın arkadaşlarından biri olmak isterim.
Evlenip ‘de çocuk sahibi olduğun zaman bu güzel anımızı torunlarımın’da okumasına vesile ol.Seni seviyorum benim güzel oğlum BERKAY’IM..

Haziran 26, 2009

BÜYÜK YILDIZ ARTIK YOK

Filed under: Michael Jackson öldü — siyahkelebek @ 4:01 pm

Bir yıldız daha kaydı gökyüzünden bu öyle bir yıldız değildi, çok farklı bir ışığı vardı bu yıldızın.
Çocukluğumuz ‘dan gençliğimize kadar, bir çok kişinin ölmeden önce bile en sevdiği ,hayranlık duyduğu tek sanatçıydı.
Şarkıları ve dansıyla bizim tek idolümüz’dü sesini duyduğumuz,şarkılarını dinlediğimiz ,ve danslarını hep örnek aldığımız, hatta ve hatta taklit etmeğe çalıştığımız tek ve ilk sanatçıydı o.
siyah gözlükleri,siyah kostümleri, siyah fotür şapkasıy la, zayıf ve ince bedeniyle, inanılmaz sesi,şarkıları ve danslarıyla,yoksul ülkelere ettiği yardımlarla, evlat edindiği kimsesiz çocuklarla, en sevdiğimizdi o. Kimler geldi kimler geçti ama o hiç unutulmadı.
Yıllarca sesini duyamadık,danslarını izleyemedik,ara ara kötü haberleri geldi kulağımıza ama yine sevmekten vaz geçmedik onu. O ilk aşk gibiydi,ilk sevdiğimiz,annemizin karnında ilk hayranı olduğumuz sanatçıydı.
Beyaz bir tene sahip olmak için, geçirdiği dizi dizi estetik ameliyatlar sonucunda,bedeni büyük tahribatlara uğradı.ve yorgun bedeni daha fazla direnemedi,degermiydi be Michael , beyaz olmak uğruna ölmek yakıştı mı sana, çocukların öksüz kaldı. şarkıların sessiz,biz sensiz sen kimsesiz.
Yolun açık olsun Michael Jakcson Seni unutmayacağız.

Haziran 25, 2009

FAKİR AMA MUTLU

Filed under: FAKİRLİK, KANDİL, MUTLULUĞUN RESMİ — siyahkelebek @ 3:15 pm


Fakir ama mutlu evet böyle bir olgu var. bu resmi seher çalhan’ın blogun da gördüğümde istemeden ağladım. kendisinin affına sığınarak bu resmi kaynak belirtmek üzre aldım ve bişiyler yazmak istedim
işte sevgili arkadaşlar. zengin parasıyla mutlu olurken.fakir çocuklarıyla mutlu oluyo.

Yorganları kısa,ayakları dışarda kalmış damları akıyo,baba çocuklarInı yağmurdan korusun diye, şemsiyey le örtmüş üstlerini, yatakları nın en ucudaki ayakları yok bir tahta parçasıyla yatağı kaldırmışlar aşağı doğru kaymasın diye,pencere’de perde yok cam yok bir gazete kağıdı var. oda rüzgardan uçmak üzre,

Fazla yastıkları ‘da yok birbirlerinin sırtına yatmışlar yastık niyetine,bir kedileri bir köpekleri birde horozlarıvar
ama yüzleri ne kadar da mutlu,nasıl gülümsüyorlar. fakirler ama gerçekten mutlu görünüyorlar fazla söze gerek yok ne anlatsak boş gelecek. biir ömür boyunca bir yastıkta kocamak bu olsa gerek.
Zengin tatilde yurtdışında paraya para demez ve yine mutlu olmazken. bakın bu güzel aile tablosu. nasılda anlatmış mutluluğun resmini. bu mübarek kandil günün’de bundan daha iyi bir mesaj olmazdı hepimiz halimize ne kadar da şükür etsek azdır. bugün ellerimizi semaya açarken. biraz dünyevi isteklerden uzak durup yoksul insanlara ,sokakta yaşayan hayvanlara ve savaş altında olan ülkelere. dua edelim ve halimize şükür edelim olurmu.?

ALLAHIM, BİZLERE UYGUN GÖRÜP VERMİŞ OLDUĞUN TÜM NİYMETLERE HAMD’I SENALAR OLSUN
SANA BİNLERCE ŞÜKÜRLER OLSUN EYY YÜCE RABBİMM SEN BİZİM GÜNAHLARIMIZI AFFETT
AMİN
fotoğraf kaynak: SEHER ÇALHAN

Haziran 24, 2009

yeni şablonum ve bloğ onurius

Filed under: bloğ onurius, tema, şablon — siyahkelebek @ 8:16 pm

uzun zaman dır gönlüme göre bir blog şablonu bulamamaştım çok araştırdım bir iki tane buldum ama oda benim yazılarıma uymamıştı. kendi haline bıraktım. ve sabit şablonlardan bir tanesini kulanmaya başladım
bu arada bir kaç kodla’da oynadım ve küçük bir msn kutucuğu da ekledim bloğuma. bu msn kutucuğunun bukadar işime yarayacağını tahmin edemezdim. bir arkadaşımın blogunda gördüm ve hefes ettim işte.

bende ekledim o msn kutucuğu nu. ve bugün kendi normal msn deyken. biri bana slm verdi bu kişi benim msn listemde olan birisi değildi. ama kısa zaman sonra kim olduğunu anlamaşıtım. ”blog onurius” bu arkadaş bana bloğumdaki küçük msn kutucuğundan ulaşmıştı. ve kısa bir tanışma oldu ve bloglarla ilgili biraz bilgi alışverişi oldu aramıza. şablonumdan memnun olmadığımı söledim ve sağolsun beni hiç kırmadı daha 1 saat önce tanıdığı birine hiç tereddüt etmeden şablon araştırdı. ve tüm bloğumun şablonunu ve temasını değiştirdi.
ben elimi bile sürmedim. şu anki görmüş olduğunuz tema ve şablon tamamiyle.arkadaşım blog onuris’in seçimi ve kendi uygulamasıdır. kendisine çok teşekkür ederim şimdi tam istediğim gibi bir bloğa sahip oldum.
onun sayesinde.
sevgili blog onurius.o güzel yazılarını sürekli takip ediyorum biliyorsun. yorumlarımla’da her zaman yanındayım.
sevgiyle kal :=)

gerçek dost maydonoz

Filed under: MAYDONOZ, MAYDONOZ BLOG TOPLULUĞU — siyahkelebek @ 3:49 pm

Blog dünyasında çok yeniyim yeni yeni adımlarımı atmaya başladım bu benim için bir iş bazı arkadaşlar kasmayın aman boşverin desede benim için önemli bir iş blog yazmak severek yaptığım biş çünkü
blog dünyasını sessiz bir topluluk olarak görürdüm herkez yazısını yazar ve çekilir. ama öyle değilmiş.

bizi farkedenler de varmış.yeni adımlarmızda biz yeni blogçulara destek verildi kendi resmimi ve blogumu başka bir sayfada tanıtılırken gördüm çok ama çok sevindim. çabaların boşa gitmediğini gördüm. cidiye alındığım için çok mutlu oldum bana bu mutluluğu yaşatan MAYDONOZ BLOG TOPLULU’ĞUNA sonsuz teşekkürler. siyah kelebek blogumu kendi sayfasında tanıttığı için tekrar tekrar şükranlarımı sunuyorum
sevgiler maydonoz…

ROLLER DEĞİŞTİ

Filed under: MAÇO KADIN, MARJİNAL, SESKSİ KADIN — siyahkelebek @ 10:49 am

Bu aralar çok blog gezdim hep birbirine benzeyen bloglar gördüm sıcaktanmıdır nedir her nereye baksam kadın nasıl olmalı, erkek nasıl olmalı, kadın erkekten ne bekler, erkek kadından ne bekler, iyi hadi bende modaya uyayım bende bişiyler yazayım dedim.kadın kadın gibi olmalı,erkekte erkek gibi olmalı diyerek klişe bir söz le atıvereyim kendimi 🙂
ama malesef yediğimizdenmidir içtiğimizdenmidir nedir bilemedim hormonlarmı değişiyo artık ne kadın kadın gibi nede erkek erkek gibi. erkeklerin biraz kadınlık hormonları agır gelmeye başladı kadınlarda da erkeklik hormonları üremeye başladı.
erkekler daha naif kadınlarda maçolaşmaya başladı. eskiden erkekler aşkım bitanem hayatım gibi sözlerde bulunmazlardı. ama şimdi bakıyorumda nerdeyse
kanatlanıp uçacaklar. cik cik sesleri yayıyolar etrafa. kadınlarda asarım keserim hele bana bir kilo almışsın desinde bak ben onun kafasında vazo kırmıyormuyum havasına girdiler.
erkeler daha derli toplu sakallar bıyıklar artık daha moda ya uyumlu saçlar jöleli, kulaklar küpeli. daha dar pantolon giymeye başaladılar mesela.
kadınlar ise artık topuklu ayakkabı bile giyemiyorlar. saçlar daha kısa kesim daha bol salaş kıyafetler.
erkek tarzı kol saatleri. yüzlerini daha sert gösteren makyaj tarzları özellikle göz makyajı daha ağır koyu göz kalemleriyle sert bakışlar elde etmeye başladılar.
artık erkek etrafta kendine göre bir kız bulmak için helak olmuş durumda. kızlarda yanında erkek olmasın istiyo
artık erkek daha çok yuva kurma derli toplu bir hayat kurmak isterken. bayanlar evliliken kaçıp daha özgür hayatları tercih eder oldular. hatta ve hatta tek gecelik aşk haberleri bile bayanlardan geliyo.
artık daha çok aldatan kadın oldu. ağlayan da erkek.:) artık kadınlar heryerde kendini teşhir etme durumunda. cinsel ağırlıklı konular en çok hanım yazarlardan geliyo. ve hiç çekinmeden. cesurca ifadelerde bulunuyorlar. takdir etmekmi lazım yoksa düşünmekmi? ”vay be erkek gibi kadın” dendikçe kadınlar dahada coşmaya başladı. ama bence ne olursa olsun erkek yanında böyle maço tarzı bir kadın. asla ve asla istemez. kendini heryerde teşhir eden bir kadın hiç erkek tarafından kabul görmez. bir erkek bir bayana bir söz ederken bin defa düşünür oldu.ama kadın pat diye her ağzına gelen lafı eder oldu. erkekler siğara ve alkolden uzak durmaya başlarken kadın daha çok alkol ve siğara bağımlısı oldu.
her ne yana baksanız bir birine benzeyen hanımlar. aynı tarzlar. aynı üslüplar. naziklik artık beylerin tarzı oldu.
erkeklerin bayanlara kulandığı nazik hitaplar. begenilmez sevilmez oldu. hatta nerdeyse beylerin verdiği çiçekler o anda çöpe gider oldu. galiba erkeklere hak vermek lazım. yuvayı diş kuş yapamıyo artık.
bence bu geçici bir moda sadece. üzüm üzüme baka baka kararır misali her kadın birbirini taklit eder oldu.
bu herkonuda böyle ama kadın gibi olayım derken tamamen zivanadan çıkıyoruz. kadın erkegi kıskanmaz kadın kadın kıskanır her zaman. falanca hanım şunu yapmış ay bende yapayım. o şunu almış hemen bende gideyim alayım. o şuraya gitmiş bende eksik kalmayım. hemen gideyim.artık kadınların kendine özgü tavırları kalmadı. ne erkek bir kadının peşinden koşar oldu neden bir kadın erkeğin peşinden artık kadın kadının peşinden koşuyo bir birini geçme daha marjinal daha enterresan olma yolundalar.
erkek herzaman anaç tavırlar bekler kadından . ve tanrı kadını yarattı sözü boşuna söylenmedi. aslında erkek seksi kadın’da pek sevmez kadınlar seksi olma çabasına girdikleri için de erkek sadece bundan faydalanır. erkek yanında süper seksi bir hanımda taşımak istemez. bakımsız erkek tipli moço tarzı bir kadında taşımak istemez. hem seksi olsun hemde maço olsun bu hiç olmaz. ama malesef. özenti, ve marjinal olmak moda oldu her nekadar bunuda başarmaya çalışsalarda. eninde sonunda kadın yine kadın gibi olmak zorunda dır. kadın gibi olmak hiçte zor değildir. sadece iç sesimizi dinleyelim dış seslere kulak tıkayalım kadın kendine özgü en özel yaratılmış bir varlıktır. bunu ayaklar altına almayalım. özgün davranışlarımıza dönelim. erkelerin bizi kendi halimize bırakmalarına izin vermeyelim ama onların dikkatini çekmenin yoluda marjinal olmak yada maço takılmak değildir.
sonra kocam beni aldattı, sevgilim beni aldattı diyip her hatayıda erkekte bulmayalım
bu benim kendi özgün düşüncemdir. ve bir bayan olarak kendime ve tüm bayanlara yaptığım bir öz eleştiridir. sevgiyle kalın efenim :=)

Haziran 23, 2009

AH KOMŞUM AHH

Filed under: AH KOMŞUM AH, ÇOCUK, BULAŞICI HASTALI, GRİP — siyahkelebek @ 7:14 pm

biraz anlayış istiyoruz dost bildiklerimizden biraz dikkat ve özen benim kimseye yapmıcam bişeyin banada yapılmasını istemiyorum heleki söz konusu çocuklarım olunca.
eğer benim çocuğum hastaysa iyilşene kadar ne çocuklu misafir kabul ederim. nede kendim giderim
kimsenin çocuğuna ,evine mikrop bulaştırmaya hakkım olmadığını düşünüyorum.herkezde benim gibi düşünsün istiyorum.
ama bazen bunu düşünmeden,insafsızca hatta düşmanca yapanlar var. zaten ortalık mikroptan geçilmiyo.
kene gribi, domuz gribi derken iyiden iyiye paranoyak bir toplum haline geldik. öpüşmek yasak tokalaşmak yasak.
biraz ateşimiz çıksa hemen aklımıza kötü şeyler geliveriyo. gerçi sakınan gözede çöp kaçarmış. aynen benim başımada böyle bişey geldi
canım kızım daha geçen hafta küçük bir grip atlattı. doktora götürdük. ve ilaçlarla tadavi ettik. kontrole de götürdük. ve güzel haberide almıştık artık iyileşmişti benim minik kızım. neşesi de iştahıda yerine gelmişti. taaki cumartesi günü anlayışsız komşum grip olmuş oğluyla bana misafirliğe gelene kadar
daha cuma günü oğlunu hastaneye götürmüş ve bir sürü ilaç almıştı. ve hemen akabinde. ertesi günü hasta oğluyla birlikte evime geldi. tabiki iyi niyetimle karşıladım ve baktımki çocuğu öksürüyo.” hayırdır geçmiş olsun” dedim. hastalandımı yoksa? diye sordum komşumda anlattı doktora götürdüğünü doktorun ilaç verdiğini anlattı. ve çocuk işte benim 2 çocuğumla birlikte komşunun oğlu oynamaya başadılar yaklaşık 2 saat birlikte oynadılar.
önce aklıma böyle bişey gelmedi. gayet sevecen tavrımla. misafirimi ağırladım. ve bir kaç saat sonra gittiler.
ve pazar akşamın dan beri 3 gündür uykusuzum kızım ateşlendi ve komşumun oğlundan kızıma virüs bulaşmıştı.
gözleri ve burnu sürekli akıyordu.yine neşesi kaçmış ve ağlıyordu. kızım henüz 2,5 yaşında mikrobu en çabuk kapma zamanı.
cumartesinden bu zamana kadar. 3 gün geçti. ve bugün yine aynı komşum yine geldi. oğlu hala iyileşmemişti. sesi hala kötü ve öksürüyordu. içeri davet ettim. ve içimden gelenleri bir bir saydım
küçük çocuk olan bir eve asla hasta görütülmez., iyileştikten sonra gidilir.
benim kızımın yeni iyileştiğini bile bile gelip hastalığı bulaştırmıştı. oğlunun suçu değildi bu annesinin suçuydu. biraz düşünmesini söyledim. aynı şey kendi başına gelse ne yapardı acaba? ve birinci gelişinde daha çok yeniydi hastalığı ve hemen bulaştı. birde aradan 2 gün geçtikten sonra yeniden gelmesi beni çileden çıkarmıştı. ilk gelişinde bişey demedim ama bunu neden tekrarladığını neden oğlunun iyileşmesini beklemediğini biraz sinirli bir şekilde sordum.
ve bilgim dahilde ona tembihlerde bulundum. birdaha ne bana ne de başkasına aynı şeyi yapmaması gerektiğini söyledim. daha dikkatli olmasını, asla ve asla hasta iyileşene kadar küçük çocuk olan bir yere. elini kolunu sallayarak gidilemeyeceğini anlatmaya çalıştım. evet komşum bana darılmıştı. ve küsmüştü. ağır adımlarla.evimden gitti.
ama bu ona büyük bir ders oldu sanırım bundan sonra ne bana ne de başkasına aynı şeyi yapmayacak hastalık iyileşene kadar kimseye gitmiyecekti. okula giden çocuk bile iyileşene kadar rapor alır ve hiç bir çocuğa bulaşmasın diye evinde istirahat eder ve zorunlu hallerin dışında hepimizin bütün anne babaların sağduyulu olması gerekiyor.
bazılarınız şimdi diyebilirki ” kendin hasta edince kendine kızmıyosun da başkası bulaştırınca neden kızıyosun diye sorabilirler. evet bazen çocuk kendiliğinden üşütebiliyor.ama ben çocuğumun başka bir kişinin mikrobuyla hastalanmasını asla istemem ve bunu bile bile gözünün içine baka baka da yapanları kınıyorum. cahil bir toplum değiliz. herşeyin bilincinde insanlarız. daha dikkatli olmamamız gerekiyor.umarım bundan sonra ne benim nede bir başkasının başına böyle bir durum gelmez. bütün anne ve babaları sağ duyuya davet ediyorum. bol sağlık günler diliyorum sevgiyle kalın :=)
Older Posts »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.