Siyahkelebek's Blog

Haziran 22, 2009

NANKÖRÜZ NANKÖR

Filed under: DELİ, KADIN, KIŞ, SIKINTI, YAZ — siyahkelebek @ 11:47 am

Havalar iyi den iyiye ısındı evde duralmaz ,dışarda da gezemez durumdayım.durduğım yerde yerde göz kapaklarım ağırlaşıyor derin bir uykuya dalmak ve kış gelene kadar da uyanmak istemiyorum.
elim hiç bir işe gitmiyor hiç bişey yapmak istemiyorum. yazın uyuyup kış gelince uyanmak istiyorum.
ama yazında uyunmuyoki. tüm gece uykusuz kalıp. gündüz tamamen kopuyorum hayattan.
seda sayanda bitti,esra ceyhan da. aşkı memnu da bitti,yaprak dökümüde. ne gündüz ne akşam beni koltuğa bağlayan tv ye kitleyen küçük heyecan da kalmadı.
internette bağlamıyo beni kendine.haraketli müzik dinlesem dans edecek halim yok, yavaş müzik dinlesem.
olduğum yerden hiç kalkamıyorum.yemek yapmak istemiyorum ama bir elim sürekli dolapta bişiyler yemek istiyorum.çay içsen kesmiyo kahve içsen sarmıyo.soğuk bişeyler içsen daha çok susatıyo.
birde şuan işte olanları düşünüyorum. direksiyon başında trafik çilesi çekenleri,inşaatta çalışan işçileri
garsonluk yapan elemanları. temizlik işinde çalışan hep yorgun insanları.yemek yemeye fırsat bulamayıp ordan oraya koşturanları.
annem şimdi banka çalışanlarına çay servisi yapıyo. babam elinde evraklar sokak sokak koşturuyo. kardeşim bilgisayar başında. hesap kitap yapıyo. eşim mobilya atolyesinde. tozun toprağın içinde. sırtında hep yük taşıyo.millet işsiz elinde iş ilanları ordan orya görüşmeye gidiyo, hastaneler hasta dan ilaç kokusundan geçilmiyo, banka önlerinde kuyruklar uzuyo.
eee bana neoluyo. miz gibi evinde karışanın yok görüşenin yok başında bekleyen kayananan yok.
kundakta ağlayan bebeğin yok.hergün evini dolduran kek börek yapmak zorunda kaldığın misafirin yok. iş yetiştirmek zorunda olduğun başın da bekleyen bir patron yokk yediğin önünde yemediğin arkanda be deli kadın allahtan belanımı istiyosun he…otur oturduğun yerde maceramı istiyosun kendine.devir senin devarn senin, ye, iç otur kalk.giy bir şort bir tşört, akşam üstü al çocukları geziver park,park. gir ılık suyun altına, yenilensin ruhun.
yaz gibisi varmı. her yer cıvıl cıvıl. kuşlar ötüyo cırıl cırıl. denizlerde dalgalar şırıl şırıl. güneş parlıyo.ışıl ışıl. pencereler açık. hafiften rüzgar esiyo püfür püfür.
kışın heryer yağmur çamur. havada is sis duman.ne kapı çabilirsin ne cam.bir bakkalla gidersin giyinirsin kat kat, odun bitti,kömür bitti, doğalgaza zam, faturalar gelir kat kat.istersin kışlık mont, bot.ah kışlık kazağımda yok.hava bulutlu her yer karanlık sanki akşam olmuş saate bakarsın daha sabah 10. iş güç seni bekler, gaflet basar uyudukça uyursun uyanamak çok zor.
kışı ayrı dert yazı ayrı dert yaparsın saçma sapan düşünceler kurarsın. ne olucak işte kendini bilmez deli dozuk bir kadınsın :=)

Haziran 20, 2009

hayatıma anlam katan 3 babaya hitafen

Filed under: babalar günü, babam, dedem, eşim — siyahkelebek @ 8:24 pm
yıl 1978
annem babam ve ben
babamın askerden geldiği ve beni ilk kucagına aldığı günün
resmidir.

her kezle herşey le ilgili yazmak kolay geldi de, bugüne dair babalar gününe dair bişiyler yazmak okadar zor geldiki bana. çok ağır bir konu çünki bu çok özenle yapılması gereken bişey eften püften her aklına gelen şeyi yazamassın ki ne demek babaya yazılıyo bu yazı babama yazılıyo. kolay bulunur değil zor seçilen cümleler kurmam lazım.
biraz tanıtım la başlayım gerisi gelir;

****************

esmer, uzun boylu sayılabilir,saçı ve sakkalları artık beyazladı,biraz kilo aldı,yürüyüşü yavaşladı, ama hiç yılmadı hala takım elbise meraklısı, serçe parmağında gösterişli yüzükleri,cep telefonu merakı ( sevdası) kolundan hiç çıkmaz namaz gösteren saati,
*****************

hep çok sesli yani bağırarak cep telefonu konuşması, ayakta beklerken sürekli bir ileri bir geri sallanması, eskiden beri çok arkadaş canlısı,şimdide öyle. bildim bileli tereyağlı pilav meraklısı.
sürekli burnunu çekmesi :=) (şimdi gülecekler). her yerde ve her zaman kendini hep haklı çıkarması. koyu bir beşiktaş taraftarı
kardeşimin ismini de o yüzden kartal koydu .

*******************

param yok deyip dünyalar yaratması. imkanı olursa süprizler yapması. arkasını dönüp para sayması. çok güzel bir sese sahip olması,o sesini mevlüd okuyarak ezan okuyarak kulanması,bizim tophane de babamın sesini duyup ta ağlamayan kimse kalmamıştır.

******************

tophane nin en sevilen abisi kenan hoca sıdır. ve benim, avşarın,cennetin, kartalın babasıdır. annemizin eşidir. evimizin direğidir. her kez gibi zaman zaman zorluklar sıkıntılar yaşasakta son çözüm yine hep ondan gelmiştir. bizi hiç sıkmadı babam. her zaman arkamızda durdu. hayatı öğrenmemize engel olmadı. sesiz ve derinden sevdi bizi şımartmadı. yolumuza set koymadı. yaptığımız hatalar da kaba kuvvet kullanmadı. kulandıysa da her baba gibi pişman olduğunu biliyorum.

**********************

4 kardeşten en en küçüğü dür babam ve hep ailesi tarafından çok sevilmiş tir. çok ta düşkündürler dir bir birlerine. her zaman sıkı sıkıya bağlıdırlar. aile bağları çok kuvetlidir.

************

o geniş aileden bir babamız da artık hayatta değil babamın , babasız geçirecegi ilk babalar günü olcak çünkü, dedem artık hayatta değil.
Babam için bu babalar günü biraz hüzünlü geçecek. biliyorum.bu yazım biraz da dedeme hitafen olcak çünkü babamın bizi büyütüp yetiştirdiği gibi babamıda büyütüp yetiştiren bir babası vardı. dedem dünyadaki en iyi babaydı. o çok çalışkandı.çok sevecen ailedeki herkeze daha çok düşkün bir insandı… dedem giderken miras olarak tertemiz bir ad biraktı lekesiz şahibesiz. tertemiz bir isim bıraktı. unutulması imkansız anılar bıraktı.
**************

ve bize babamı bıraktı. dedem den bize kalan en büyük emanettir babam.her zaman derdi babanıza iyi bakın onu üzmeyin derdi.
babacım. bu yazıyı tüm kerdeşlerim adına yazıyorum ilk defa sana böyle bir babalar günü hediyesi veriyorum. seni çok seviyoruz senin bize her namazın’da dua ettiğin gibi bizde sana duacıyız ben evlendim ama hala, 3 isimle atıyorum imzalarımı. kendi ismim, bekarlık soy ismim ve eşimin soy ismi. atalarımızdan gelen dedemden en büyük emanet olan İŞÇİ soy adını gurur la taşıyorum. her yerde ilk önce İŞÇİ soy ismini kulanıyorum. senin kızın olmaktan ve bu soy ismi taşımaktan onur duyuyorum. iyiki senin çocukarın olarak dünya ya gelmişiz.
*****************

çok sıkıntılar yaşadık bitii dediğimiz anlar oldu ama yine yıkılmadık yapraklarımız dökülmedi koca çınar gibi hala dim dik duruyoruz ayakta. tükenmedik bitmedik. bitmeyeceğiz. daha ailece çok güzel günler göreceğiz. her aile gibi kavgalarımız olacak sıkıntılarımız olcak yaşadığmız sürece ama kimse umutlanmasın. yine aynı çatı altında olcağız. her zaman el el yürek yüreğe. kenetleneceğiz iyi günde ve kötü günde.
******************

BABALAR GÜN ‘ÜN KUTLU OLSUN BABACIM . her zaman yanımızda olduğun için en ufak bir telefonda tereddüt etmeden koşup geldiğin için her dua’nda bize de yer verdiğin için. damadın ve torunların kardeşlerim ve kendi adıma çok teşekkür ediyorum seni çok seviyorum ALLAH SENİ BAŞIMIZ DAN EKSİK ETMESİN
***************


BABALAR GÜN ‘ÜN KUTLU OLSUN CANIM DEDEM, toprağın bol olsun mekanın cennet olsun bize bıraktığın emantine gözümüz gibi bakacağız gözün arkada kalmasın
bize bıraktığın tertemiz İŞÇİ soyadını bizde onurla gururla gelecek nesillerimize tertemiz bir şekilde bırakacağız.
*******************


SON SÖZ EŞİME: coçuklarımın evimin babasını asla unutmam bu günde pabet usta seni çok seviyoruz bana babam’dan sonra küçük bir kız gibi ve gözün gibi baktığın için, çocuklarına, evine, işine, eşine sadık ve sahip çıkıp mükemmel bir aile babası olduğun için çok teşekkür ediyorum. seni seviyorum evimizin direği BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
HAYATTA OLAN YADA OLMAYAN BÜTÜN BABALARIN BABALR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Haziran 19, 2009

bir günde yaşanan bir ömür.

Filed under: hikaye-kelebek-siyah kelebek kırmızı gül — siyahkelebek @ 10:12 am


Siyah küçük ama çok güzel bir kelebek ti o,siyah kelebekti. ömrü’nün sadece bir gün olduğunu bilmiyordu.gözlerini açtı, koskaca yemyeşil ağaçlar ve çiçeklerle dolu güzel bir orman vardı .inanamadı. nekadar’da güzeldi orman, yaşamak ne kadar’da güzeldi.

içi sevinçle doldu, neşeyle doldu küçüçük yüreği. siyah kanatları’nın üstünde beyaz benekleri’de vardı. o benekler siyah kelebe’ğe daha da bir güzellik katmıştı. uçmak istedi her güzel çiçege konmak, ve kokuları içine çekmek. tüm güzellikleri yaşamak istedi. sanki hiç ölmeyecek gibi.nasıl sığdıracaktı istediği herşeyi bir günlük ömrüne.siyah kelebek bir günlük bir ömrü olduğu’nu bilmiyordu ki…

eğer bilseydi belki bu kadar neşeli bu kadar sevinçli yaşama bağlı herşeyi seven bir kelebek olmayacak,üzgün solgun ölümünü bekler olcaktı.
uçtu…uçtu…beyaz benekli siyah kanatları’nı neşeyle çıptı.neşe saçacaktı her yere o güzel dansı’nı her bir varlık görecekti. ona eşlik edecekti.
bir nehir kenarında durdu. siyah kelebek. etrafta o kadar güzel çiçek vardı ki karar vemek çok zordu. hangisi ne konsaydı? hangisi daha güzel kokardı? yeşillikleri arasında yalnız başına.güzelmi güzel, canlımı canlı. bir kırmızı gül gördü. aşık oldu ona siyah kelebek.

koklamak istedi konmak istedi kırmızı yapraklarına,uçtu hemen yanına kırmızı gülün, etrafında bir iki tur attı.” ne’kadar güzelsin dedi uzaktan bakarak. kırmızı gül onu taa uzaktan görmüştü zaten. ama kırmızı gül biliyordu ki kelebeklerin bir günlük ömrü olur.

”sakın” dedi kırmızı gül siyah kelebe’ge ”sakın yanıma yaklaşma, benden uzak dur”dedi
” sakın bana konma”
” ama neden ? diye sordu siyah kelebek. ”çok güzelsin çok renklisin, çok canlısın senin kadar güzelini hiç görmedim izin ver konayım ve seni koklayım” dedi

kırmızı gül.” sakın yaklaşma bana seni hiç sevmedim. çok siyah ve’de çirkinsin.git başka çiçeklere kon benden uzak dur. bir daha’da sakın gelme” dedi ve siyah kelebe ği yanında uzaklaştırdı.
siyah kelebek çok üzülümüştü o kırmızı gül kadar güzelini hiç görmemişti. ve kırmızı gül’ün onu beğenmemesine çok içerlemişti. onu sevmişti ve aşık olmuştu.

uzaktan siyah kelebeğin üzüldüğünü gören ama ne olup bittigini de pek anlayamayan bir demet papatya yeşilliklerin arsından öylece izliyordu. siyah kelebeğin yanına gelmesini kendisini görmesini sağlamak için şarkılar söylemeye başladı .ve az ilerde ki siyah keleğin ilgisini çekmişti.
siyah kelebek;papatya’nın yanına yaklaştı. ve papatyanın şarkılarını dilnledi. çok neşeliydi. papatya bembeyaz yaprakları vardı. oratasında güneş kadar sapsarı. sımsıcak bakışları vardı. kırmıza güle hiç benzemiyordu. çok neşeli ve sevencendi. papatya;” gel benim yapraklarıma konabilirsin sana şarkılar söyler en güzel aşk hikayelerini anlatırım” dedi ama siyah kelebeğin aklı hala kırmızı güldeydi onu aklın dan çıkaramamıştı. siyah kelebek patayanın güzel yaprakları’na kondu. ve papatya ona aşk hikayeleri anlatıı ve en güzel en neşeli şarkılarını ona söyledi. ama ne yaptıysa siyah kelebe’ği mutlu edemedi. ve sonun ,da sordu siyah kelebe’ğe

” neyin var senin? niye durgun ve mutsuzsun.? senin mutlu olman lazım. siyah kelebek anlattı herşeyi. papatya ya kırmıza güle aşkını anlattı.
ve sordu papatya ya…” neden beni istemediki? beni çok çirkin buldu,yanından uzaklaştırdı. ben gerçekten çok mu çirkinim?
”onu koklamak onun kırmızı yapraklarına sarılmak istedim.” diyerek dert yandı papatya ya. papatya da çok aşık olmuştu siyah kelebege çok masum ve güzeldi. onunu bu kadar üzülmesine katlanamazdı. siyah kelbeğin mutlu olmasını istiyordu papatya.

vazla vakit kalmamıştı. bir kaç saat sonra ölecekti siyah kelebek.kırmızı gül ve papatya çok iyi biliyordu ki kelebek lerin bir günlük ömrü olurdu.
papatya aldı siyah kelegi karşısına ve anlatmaya başladı.
” kırmızı gül çok güzeldir yeşilliklerin arasında ondan daha güzel bir çiçek yoktur. ama dkenleri vardır. kırmıza güle dokuna na dikenleri batar. dokuna nın canı nı yakar kanatır acıtır dikenleri, kırmızı gül’ün
siz kelebeklerin bir günlük ömrü vardır. ve kırmız gül de bunu biliyordu ve senin doğar doğmaz onun dikenlerine dokunarak hayatı, güzellikleri yaşamdan, ölmene razı olmadı. çünkü sen… o kırmıza güle konsaydın dikenleri senin kanadını yırtacak,kanataca tı ve sen daha ömrü’nün ilk saatlerin de hayatı yaşamadan ölmüş olcaktın. senin bir gününü güzel, neşeli, sevinçli yaşamanı istedi.

ama bende ne yaptıysam seni mutlu edemedim. evet bende sana çok aşık oldum seni mutlu etmeye çalıştıysam olmadı.
şimdi fazla vaktin kalmadı bir kaç dakika sonra öleceksin. hadi git kırmızı gülüne kon ve son nefesini onun kollarında ver” dedi.
siyah kelebek duyduklarına inanamadı. göz yaşları içinde papatya ya ona yaptığı herşey için teşşekkür etti son defa beyaz yaprakarına kondu ve papatya yı öptü. ve uçup gitti. kırmızı gülün yanına vardığında kırmızı gül çoktan kendini içine kapatmıştı. kırmızı yaprakları içe dönmüş ve rengi solmaya yüz tutmuştu.

siyah kelebek çok sevdiği ilk görüşte aşık olduğu kırmızı gülü ne konmuş onu koklamış ve sarılmıştı. siyah kelebek, bir acı hissetti ince ve zarif kanadında., . acı hisettiği yöne doğru baktı ve çok sevdiği kırmızı gülün dikenleri batmıştı kanatlarına. kanadı yırtılmış ve kanıyordu.
artık o ‘da biliyordu’ki, kelebeklerin bir gün lük ömrü olur. kendi ömrüde bir günlük tü. ve sevdiği’nin dikeniyle ölecek olması son dakikalarında mutlu etmişti siyah kelebe ği. son kez öptü kırmızı gülünü son kez kokladı ve kanatları iki yana düştü. göz yaşları kırmızı gülün yapraklarını . ıslattı. ve siyah kelebek artık ölmüştü ….BİTTİ

not :okumuş olduğunuz hikaye kendi tarafımdan kurgulanmıştır. ve alıntı değildir

Haziran 17, 2009

TEŞEKKÜR TADINDA.

Filed under: deneme, dostluk, teşekkür — siyahkelebek @ 11:00 am


Hepinize merhabalar, bu sabah biraz rahatsızlandım miğde ağrısıyla uyandım ve saatlerce kıvrandım diyebilirim.kimseyi rahatsız etmemek içinde sessizce elimden geldin ce kendime ufak tedaviler yaptım biraz. koca karı ilaçları diyebiliriz:=) nane, limon kabuğu tadında.

şimdi biraz daha iyiyim. yine herzamanki gibi en sevdiğim şeyi yapıyorum yazıyorum. yani.
yazmanın beni ne kadar rahatlattığını biliyorum sakinleşiyorum. huzura eriyorum. herkezin kendini ifade etme şekli vardır bende kendimi böyle ifade ediyorum.çocukluğum dan beri yazmayı hep sevmişimdir.

şiirler yazardım, kendimce her genç kız gibi bende günlük tutmuşum dur zamanın da.ilk aşkımı yazdığım günlük geldi şimdi aklıma 13 yaşındaydım, ve acemilik işte annem yakalamıştı.ve bana çok kızmıştı.”daha yaşın küçük,nerden çıktı şimdi bu aşk” diye bana cıss yapmıştı.bazen annemle babamın kavgalarını yazardım. bazen kardeşimle olan anlaşmazlığımı.büyüdükçe başka telaşlar girdi araya ve bıraktım yazmayı.

çalıştığım zamanlar’da. çok kitap okurdum. otobüsle, çalıştığım banka ya varana kadar bir çok sayfayı yer yutardım adeta, okadar etkisinde kalırdım ki bankanın kapısın’dan, sanki bir hayalin içindeymişim gibi hipnoz olmuş şekilde girerdim. kendimi kitaptaki kahramanların yerine koyardım. ancak ilk sabah çayımı yudumlarken. çalışma masamda, o zaman gerçek hayata olduğumu anlardım. şimdi yine okuyorum hatta daha çok. bazen kitap, gazete, internette ki o güzel bazen esprili, bazen duygusal,bazen, günlük tadında,

bazen,de dünyada olup biten herşeyi yazan o değerli blogları okuyorum.
bende yeniden yazmaya çalışıyorum. ve artık kara kaplı defterler arasın, küflendirmiyoruz yazdıklarımızı. internet denilen büyük okyanusa bırakıyoruz. uçsuz bucaksız denizlerle paylaşıyoruz. asya dan avrupaya belkide dünya nın bir ucundaki insanlar bile okuyo bütün bu, yazarak anlatmaya çalıştıklarımızı.

yazdıklarımız okunsun istiyoruz, zaman zaman. birisi sesimizi duysun ” evet benimde buna benzer bir hikayem var” desin istiyoruz. yaşanılan her şey paylaştıkça güzeldir. yazdıklarımızın 3 yada 5 ziyaretçisi olsun istiyoruz. arada onlarda bir ”nokta” bir ” virgül” atsın istiyoruz. kayıtsız kalınmasın istiyoruz. şak şak yapmasınlar. ama bir işe yaramışım güdüsünü’de yaşatsınlar istiyoruz, istiyoruz.

çok mu şey istiyoruz sevgili okuyucu? her yazılan tek kelime bile,bir hazinedir.bu hazineyi de paylaşmak. ve payımıza ne düşerse’de almak istiyoruz ama büyük ama küçük gözümüz para’pul’da, şan’da yada şöhrette değil. daha büyük kitlele re ulaşmak değil amacımız. ulaşırsa da ne mutlu bize.yazılarıma bir değer de biçmiyoruz. sadece okunmak istiyoruz. ve bizi daha çok yazmaya teşvik edecek bir kaç yorum sadece tek istediğimz bu. vaktim olduğu sürece. izlediğim yada izlemediğim, bilgim dahilince yazılmış yazıları bende yorumsuz geçmemeye çalışıyorum. çünkü orda bir emek var. sadece okuyup yorum yazmadıklarım’da oluyo zaten onlar en güzel yorumları almış oluyo ve daha fazla söze gerek kalmıyo.

yazmayı seviyorum, yazmaya devam edicem. okudukça, gördükçe ve yaşadıkça.sayfamı okumaya değer bulan yada bulmayan, okuyan yada okumayan, yorum yazan yada yazmayan herkeze teşekkürler.
şu zamana kadar yazdıklarıma değer veren ve yorumlarıy la katkılarda bulunan yazdıklarımı seven, beni ” kalemin güzel yazamaya devam” diyerek beni yüreklendiren. sayfama bakmadan güne başlamayan, yazdığım herşeye mutlaka bir yorumu olan bütün arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum.

SON SÖZ: her yazılan yazı okunmaya değer dir ve yorum yazılmayı mutlaka hak ediyodur. sevgiyle kalın. :=)

Haziran 15, 2009

ünlü paparazzi ipram’ dan bende kaçamadım ve yakalandım

Filed under: bloglar, paparazzi, Siyah Kelebek — siyahkelebek @ 2:04 pm

15 Haziran
ünlü paparazzi ipram’ dan bende kaçamadım ve yakalandım
Pek değerli aziz okuyucu. biliyorsunuzki kısa bir zaman önce blog dünyasına adım attım bende kendimce bişeyler yazayım dedim.eksik kalmayım hiç bişeyden. kalemin çok iyi diye yazdıklarımıda beğenenlerin de gazıyla, işe koyulduk. önce msn spaces’de bir sayfa açtım. ve yazılarımı paylaşmaya çalıştım.

baktım bu yetmeyecek. biraz daha açılmam lazım kitlele re ulaşmam lazım diyerek blogger ‘denilen blog dünyasına da bir giriş yaptım bloğumun adını’da siyah kelebek koydum. blogger sayfama da bu linkten ulaşabilirsiniz.siyah kelebek. gezdim gördüm. bazı güzel bloğlarıda izlemeye aldım. gerçekten okunmaya değer bloğlar vardı. ama bir blog gerçekten çok ilgimi çekti. yazıları çok akıcı bir okadar espriler le doluydu. cem yılmazdan sonra beni en çok güldüren kişiydi. yazılarına bende katkıda bulundum görüşerimi yazdım.yorumlarımla katkıda bulundum.

argoya biraz bende karşı olsamda yazılarımda bazen argoya da yer veriyorum.bu esprili yazılarını bana sevdiren kişi’de arada argo yazarak beni güldürüyo.adı ibrahim ortaç biz ona ipram diyoruz blogunu adı da kuyruk acısı.kendisine yorum yazan kişilere arada esprili yaklaşımda bulunarak onlarında tanınmasında katkıda bulunuyo kendisi bu kadarda arkadaş canlısı.

şimdi kendisi bloğlarda ne haltlar döyüyo diye merak ederek kendini yedi bitirdi.bütün bloğları tek tek gezerek bir açıklarını yakalayıp magazin malzemesi yapmak adına işini gücünü bıraktı kendini magazine adayacam deyip paparazzi oldu. ve kamerasını aldı eline, camlarda kapılarda bekledi günlerce.tek bir açık yakalamk için. ve çokta başarılı oldu. şuan mesleğinin zivesinde. magazin dünyası nın en sivri dilli paparazi si oldu ipram. ve ne kadar kaçtımsa olmadı ve ben de. elimde pazar çantamla paraza giderken. ünlü paparazzi ipram ın kameralarından kaçamadım. ve sonunda yakayı ele verdim. bu gün bir bakayım magazin dünyasında neler oluyor diye ünlü paparazzi ipram ın sitesine girdim ve aman tanrım o da ne bu gün manşetlerde ben vardım işte ünlü parazzinin benimle ilgili yaptığı günlerce konuşalacak haberi. bloglar’da ne haltlar dönüyo


BÜYÜK YALAN: siyah kelebek aslında esmer bir çingeneymiş
Oh! nihayet, kameralarımızdan köşe bucak kaçan, her aradığımızda napayım işte evimdeyim, işimdeyim gücümdeyim, röportaja gelemem, komşuda pişti konken oynamam, altın gününe gidemem, çoluk çocuk büyütüyoruz kolay mı? türünden mazeretlerle bizi atlatan siyah kelebek‘i domates almaya pazara çıkarken yakaladık.Kasap ve sütçü ile küs olduğundan evde herkese brokoli ve kereviz yemekleri pişirerek işkence eden siyah kelebek “ne yapalım etliye sütlüye karışmam dedim bi kere, varsa yoksa sebzeli pilav en çok yiyebilceniz yemek” diyerek ev halkının tüm umutlarını kırmaktadır. Yalvaran çocukların anne bari balık olsun yiyelim sözlerine dayanamayan ana yüreciği ara sıra bazı bazı menüye balık eklemekte ancak balık eti olmamak adına sebzeye devam demektedir.

İşkence yapmaktan pek hoşlanmayan, yapınca da tadında bırakmak taraftarı olan siyah kelebek eline düşenlere “işi uzatmayalım geç gelen itiraflardan hoşlanmam” vaktiyle konuş, daha fazla sopayı yemeden diyerek iyi polis-kötü polis soloları yapmakla tanınmaktadır.Hayallerinde bir kitap bastırmak olan, hemen hemen her gece rüyasında basılan kitabını gören ve “şu baskı ne zaman bitecek” diyerek yayınevini sıkıştıran siyah kelebek‘e yayın evi sahibinin “ya bi gece de paketlenmiş kargoya verirken görseniz biticek ama ben sizin hayallerinize müdahale edemem ki” diyerek isyan ettiği, matbaa işçilerinin gece gündüz çalışmaktan telef olduğu ve onların da “şu kızın baskısı ne zaman bitecek” dediği gözlenmektedir.

Arada kurdu kuşu unutmayıp, ekmek kırıntılarını ıslayıp pencereye koyan sonra da camlardaki kuş kakalarını silerken “ah bendeki insanlık duygusu” diyerek kafasına vuran annelik ve ablalık duyguları yüzünden “önce anneyim, sonra blogger” ilkesini benimseyen , arada cici kızların yazdığı “tu kaka” yazılara gönül koyup, sitem eden ve “nereye gidiyoruz?” “nolcak bu internetin hali?” diyen siyah kelebek aynı zamanda en ufak olumsuz bir rüzgarda kanadı kırılacak kadar nazik, narin bir dişi kelebektir.

Aslı değilse de ruhu çingene olan bu altın yürekli annemizi üzmeyelim…

Haziran 14, 2009

abla!dan diploma hediyesi

Filed under: Siyah Kelebek — siyahkelebek @ 3:52 pm


1991 yılının, agustos ayın ‘da dünya ya geldi.ilk baştan 3 kardeşten en sonuncusuy du bizim 4. tekne kazıntısı cennetimiz de doğduktan sonra.4 kardeşten ortancası oldu.annem adını avşar koydu. tatili biraz daha uzatsaydık marmaranın incisi avşa adasında doğacaktı çünki. kız kardeşim avşar ın doğduğu gün biz erkek kardeşimle baba annemler de kalmıştık.çok heyecanlıydık.ne zaman gelecekti acaba? annemin avşa adasında çok denize girmesinden dolayı kıskandı.tabbi fazla beklemek istemedi 7 aylık doğmaya karara verdi.

Çok acele davrandığı için biraz zor dünyaya geldi annemi üzdü.ama sonunda geldi.annem le babam hasteneden çıktıklar. ve eve geldikleri gün artık evimizde bir kız kardeşimiz vardı.minnacık tı küçücüktü.7 aylık doğmuştu.

Annem kardeşimi benim kucağıma verdiği gün çok korkmuştum.parmak bir kız gibiydi.bende çocuktum o zamann. erkek kardeşim de daha küçüktü.evin en küçük kızı avşar olmuştu.tüm ilgi onun üstündeydi.
Dediğim gibi.adını avşar koymuştuk çünkü avşa adasında doğacaktı nerdeyse.benim emeğim de çoktu onun üstünde.yarı annelik yapmıştım bende.annemin zaman zaman hastalanması ve hastanelere gitmesi nedeniyle. bakımına yardımcı olmuştum.

Kardeşim avşar a, küçük ellerimle annelik yapmıştım.geceleri bazen uyumazdı onu ayaklarıma alır ayalarımda ninni söylerek. uyuturdum en çok ”aman doktor canım gülüm doktor türküsü vardır ya,en çok o nu severdi.hemen uyurdu. çogu zaman yemek yemezdi.zayıf cılız bir kızdı.ama benim ellerimden yerdi.annem ona bir kaşık yemek yedirmek için mutfak camın dan kuşları çağırır dı. ”kuşlarrr gelinnn, avşar yemek yiyicekk..her ne himetse de sanki kuşlarda duyar pencerenin önüne toplanırlardı. zar zor emek yedirirdik.

Daha bebeklikten bir müzk ve dans tutkusu vardı.daha 5 yaşındayken bütün yabancı şarkları ana dili gibi söylerdi . harika dans ederdi. daha o yaşlarda başlayan bir süs bir bakım hevesi vardı.çok süslüydü.kendi kıyafetlerini kendi seçerdi.saçları ana dan doğma hiç kesilmemişti. beline kadar uzanmıştı. ama ön dişleri düşmüştü.çok çirkin duruyordu.bizde sık sık alay edip onu kızdırıyoduk. mahallenin gözdesiydi. bütün.herkez onu gezdirme sevme hevesindeydi. annemde çok özene bezene büyük bir merakla giydirir’di.

adeta küçük bir kadın gibiydi.ve şimdi dahada güzelleşti büyüdü serpildi artık bir genç kız oldu. yine herkezin ilgi odağı.
İlk okula başladığı gün çok heyecanlıydı.çok neşeliydi hep birlikte yanın da olmuştuk.

ilkokulunu’nun bütün sınıflarını takdir ver teşekkürle geçmişti.hep gurur duyduk. orta okulu da hep teşekkür ve takdirle geçmişti. artık bu yıl büyük çaba sarfettiği.liseyi de bitirdi ve mezun oldu.
Bugün hayatının çizgisini büyük ölçüde belirleyecek öss sınavına girdi. ne zaman büyümüştü.? o kırık dişli küçük kız. n’ zaman genç kız olmuştu.? o kadar büyük maddi ve manevi sıkıntılara,rağmen nasıl büyük bir hefesle büyük bir azimle,büyük bir özveriyle. okulları nı,takdir ve teşşekürle geçmişti.?

Artık liseyi de,bitir di. ve okullarında bir kep atma töreni düzenlen’di ben gidemedim yanın da olmadım o gururlu günün de. resimlerine görebildim sadece. ve bebekliğin den çocukluğu’na çocukluğun dan genç kızlığına kadar olan zamanları bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. ben 13 yaşındayken.bana annelik duygusunu yaşatmıştı.ben onun ablasıydım.ona baktım, ninnilerle uyuttum.yemegini yedirdim.oyuncak bebek yerine onunla oynadım.

Şimdi büyüdü. çok güzel bir genç kız oldu. ve ailemize büyük bir gurur yaşattı.elinde taktirnameli. kırmızı kurdale li,lise diplomasıyla.başındaki lacivert mezuniyet kepini gökyüzüne fırlattı. şimdi o gökyüzünden ona umutlar,sevinçler, mutluluklar,hayaller.güzel günler yağacak.hayata yeni bir adım atacak.

Sevgili canım kardeşim AVŞAR.bu yazım sana diploma hediyesi ve ablandan sana bir hatıra olsun.seninle gurur duyuyoruz ailemize.hep iyi ve gururlu günler yaşattın.bundan sonraki en büyük hayalin olan ünüversite hayatın’da, nice mutlu başarılı yıllar diliyorum.hayatta attığın her adımda bugün oldugu gibi her zaman senin yanında olcagız..yıllar sonra ablan gibi evlenip anne olduğun da bu yıllarını en mutlu şekilde anmanı istiyorum. mezuniyetin kutlu olsun canım kardeşim. seni bütün kalbimle tebrik ediyorum ve kocaman sevgimle kucaklıyorum.tüm güzel ve mutlu günler hep senin olsun sevgiyle kal.

Haziran 13, 2009

YOLCUYA VEDA

Filed under: değerlerimiz, komşuluk, serde hayat var — siyahkelebek @ 1:18 pm

Bu sabah saat 5 te uyandım.kızım biraz ateşlenmiş.üşütmüş yavrucak ilaçlarını verdim başında bekledim.hem uykusuzluğun,kızmın hastalanması ve birde üstüne üstük üst kat komşumusun taşınması nedeniyle biraz üzgün ve sıkıntılıyım.
malasef kriz ve işsizlik nedeniy le istanbulda yiyecek ekmek ve iş oratamı bulamadılar.biraz zor ve sıkıntılı günler geçirdiler.ve ekmeklerini rızıklarını iyi bir iş ortamını başka bir memlekkete aramaya karar verdiler.
bazen şansınızı ne kadar zorlarsanız zorlayın olmayınca olamıyo.
komşularımın taşınacaklarından haberim vardı.dün bir tır geldi kapıya daha 6-7 ay önce parkelenmiş.mis gibi boyanmış.banyosu tadilat olmuş daha doğru düzgün tatına varmadan.oturmaya doyamadık ları evlerini boşalttılar.bütün eşyalarını teker teker taşıyıp tıra yerleştirdiler.yüzleri üzgün, benizleri solgun’du düzenleri bozulmuştu kolaymı? iki kız çocugunu özene bezne büyüttükleri evlerini başka bir memlekete taşıyacaklar ve orada bir düzen kurmaya çalışacaklardı.ne kadar da zor.
6 yıllık komşuluk yaptım onlarla. çok faydaları mız dokunmuştur birbirimize.dün kapıda vedalaştık.ama okadar etkilemedi beni o vedalşama. sanki her yaz tatile gittikleri gibi gelmişti bana.her yaz böyle zamnlar da, okullar tatil olunca hemen fazla beklemez memleket tatiline giderlerdi.ev anahtarını da bana emanet eder.”arada bir çiçeklerime su ver, cam aç az havalandır diye tembihlerdi. bende bana güvendikleri için gurur duyardım ve güvenlerini hiç bir zaman suistimal etmeden.dediklerini yapar.sımsıkı kilitlerdim kapılarını.hemen de telefon ederdim gözün arkada kalmasın.evin önce allah sonra bana emanet.derdim.
Kızımı doğum yaptıgım günlerde lohusalığım bitene kadar 40 mız çıkana kadar bana hiç yemek yaptırmadı.
çalıştığı halde.evine gelir kendi evine ayrı yemek yapar.o yorgunluğu yetmez miş gibi bana süt yapacak faydalı yemekler de yapara kapıma getirir’di yemegimizi yiyene kadar bekler.ben yorulmayım diye bulaşıklarımı bile yıkamıştır o günlerde.
Ramazan aylarında bazen bana iş yerinden telefon eder iftara bir çorba yaparmısın diye rica ederdi bende
elimden geldigince yapar dım çok ta severlerdi,sevinirlerdi,aifyetle yerler birde öve öve bitiremezlerdi.
Haftalığını aldığı cumartesi günleri. evine girmeden önce benim kapımı tıklar aldığı çikolata ları.çocuklarıma uzatır onları da sevindirir di.
İşe gitmediği zamanlarda,evinde iki fincan türk kahvesi pişirir yanında iki çikolata koyar.”hadi işlerine mola ver bir yorgunluk kahvesi içelim derdi.kahveleri de kapatır ardından bide fal bakardık yalan’dan fala inanma falsız da kalma hesabı :)

Kahvaltıya çağırırdık birbirimizi.keyifli sabah kahvaltılarımız ‘da olmuştur.sohbet eder güler eski fotoğraflara bakardık.
Ailece çok iyi insanlardı.çocuklu yatılı misafileri gelirdi bağzen.banada ”çocuklar çok zıplarsa rahatsızlık verirlerse uzun sopanı al iki tık tık yap tavana.derdi.bende gülerdim ”olurmu be abla sizin canınız saolsun hiç önemli değil derdim.misafirlerini rahatça ağırlasınlar diye güç vermeye çalışırdım.

Şimdi bir düşündüm de ne çok anlatacak şeyimiz olmuş.iyi ve anlatılabilir anılarımız olmuş.
vedalaşırken haklarımızı helal ettik allah huzurunda ne kötü oluyo insan. boğazı düğümleniyo.gözler dolmasın diye kaçamak bakışlar.moral vermeler.dularla yolcu etmeler.

Oturdukları evi kiraya vereceklermiş tembih etti.”size hayırlı.olacak.iyi bir kiracı bulun dedi anahtarıda bu gün yarın bir akraba getirecek evi görmek isteyenlere göster kafana göre koy bir kiracı. dedi.bir kez daha bizi nekadar çok sevdiklerini ve nekadar çok güvendiklerini bu tembihiylede söylemeye çalıştılar.

Dün akşam son kez istanbulda bir akrabaları’nın evinde kaldıılar.evinin eşyaları dün akşam bir tırla gitti ama büyük kızlarının sınavı vardı bugün.onu beklemeden gidemediler.gitmeden öncede yine son kez mahalleye geldiler.camdan bakarken gördüm. el salaldık son kez iyi yolculuklar diledim.moral vermeye çalıştım.çok güçlü ve

sağlamdılar.bize ağlamak yakışmazdı.güzle yüzle tatlı dille sanki yine tatile gideceklermiş gibi yolcu ettik sevdiği diğer komşularıyla beraber.
Özel bir arabaya bindiler.ve gittiler.ardın dan bakan daha eski komşuları daha fazla tutamadılar kendilerin.yaşlarını koyverdiler.bende pencerede daha fazla bakamadım arkalarından.içeri girdim.
radyoda da çalan yonca lodi nin serde hayat var şarkısıda gözlerimdeki yaşları daha fazla bekletemedi.anladım artık temmeli gitmişlerdi.

Gözümün ucuyla bakardım ya
Hani kıyamazdım dokunmaya
Öyle kırık dökük bir başıma
Karar verdim bugün seni unutmaya
Bilirsin kalandır terkeden aslında
Ne anılar, ne acılar
Bıraktım ardımda ne kırgın sabahlar
Ne sevgiler, ne sevdalar
Yaşarım gün doğdukça serde hayat var
ne anılar, ne acılar
İncitmem incinsem de sonsuz umutlar
Ne kaygılar, ne kavgalarUnutmam
affetsem de sen de yaram var

Haziran 12, 2009

can’larım benim

Filed under: eleştiri, ikon, magazin — siyahkelebek @ 1:52 pm

Ahh canlarım benim. siz olmasanız biz naparız.nişantaşı nın etilerin küçük kadınları.
ikonlarım canlarım :=) bir ikon canımız moda giyim kuşam tasarımı yaparken diğeride benim neyim eksik bodrumda gösterdim ama nişantaşı görmedi deyip.kendi tasarladığı bikinileri defile yapmak istemiş.ama canımız ciğerimiz başkanımız mustafa sarıgül ben senin canına başlarım. caddenin ortasında bikini giyip beni rezilmi edeceksin sen ha? demiş ve bikinili sokak defilesini iptal ettirmiş yaşasın şişli belediye başkanı.baravo şak şak şak.
Pazar sabahları magazin izlemeden olmaaaazzz heleki bir magazin proğramı ikon cansız geçmezzzz.bunalıma girmenin depresyona girmenin en kolay yolu.

kadin bir bikini ve mayo tazarlamış aman allahım evlere şenlik plaja değil sanki bolaya gidecek.1 metreyi bile bulmayan kumaştan dikilen mayo ve bikineler öyle agır aksesuarlar ve takılarla bezenmişki. inanılmaz yanii.ağzınız 5 karış izliyosunuz.zaten o bikini ve mayolarla denize girmek imkansız.insan korkar ya aksesurlardan biri kaybolursa o kadar paraya yazık değilmi .

avuç içi kadar bikini ve mayoların fiyatlarını söylemek istemiyorum.ben duyunca dudağım uçukladı.her yaz milyarları bulan bikini ve moya giydiklerini kendileri açıkladılar
.
giyen var giyemiyen var kardeşim.giden var gidemeyen var,artık inanlar ormana piknik yapmaya gidemiyolar.pantolonları’nı eteklerini çorap içlerine geçiriyo garipler kene korkusun dan. bu kadıncıklarda ise, bir acuç bikini ye milyarlar veriyorlar ve salına salına gösteriş yapıyorlar.
ben izlerken sinirim bozuluyo. ama izlemedende yapamıyorum.alışkanlık olmuş.
eh şu gözler biraz güzel görsün derken kafadan olacagız en iyisimi izlememek.deve gibi hatunlar bir bacak var kadınlarda at yanında cüce kalır .eee yabancı memleketin suyunu içtikleri nasıl da belli oluyor.kadının bacagı bedeninden uzun sadece tek bacak 1.70 rahat gelir.ayakkabı numarası 40′ı geçer hehe:=)
suratları uykudan uyandığında görsen korkarsın.ama makyajlı ve bakımlı görünce nasılda fesatlanırsın. abii adamlar yapmışş beeehhhh :=)) kurban olduğum teknoloji mucizesi ve tamamen duygusal mani mani mani … tenleri güneş yanıgı olamaz imkansız olsa olsa fırın yanıgıdır bu .:=) kek kalıbından çıkmış gibi üstü hafif yanık ıyyyy ne kötüü aman allahım uzanmış plaj kenarına yatmış sırtınıda dönmüş.birde yağlamış bir güzel selilüt’süz bölgelerini. etlik piliç gibi hey yavrum heyy ..beach girls heeyyyytttt havaya bakk..
şişirdik şişirdik şimdi çuvaldız olsa o havayı sondüremez. magazinciler etrafında fink atarken
hafif döner ve eyvahhhh oda ne gögüs firiki’ ği çekmeyin ama ya lütfen.ve yarın sabah gazeteler ve magazinler flaşh, flaşh,flaşh, türkiye’nin moda ikon canı üstsüz yakalandı.
adamlar evde yayılmış koltuğa dikmiş gözleri.tv ‘ye işyahla izlerle ikon canları.hanımları ise
dudaklarını yerler izlerken gözlerini kısar sinirli sinirli bir eşine bakar bir ikon canlara.birde kendisine.yok bu böyle olmaz biraz kilo vermem lazım.farkında olmadan sesli düşünür.
adam döner karısı na ”yok canım sen böyle iyisin bu kadınlardan daha güzelsin”yalanın bini bin para.
kadın;ee niye bakıyosun o zaman bakma.
adam; açmasınlar o zaman bizde bakmayalım.
hmm evet haklı olabilir deriz içimizden.amaaaan bakarsa baksın tilkinin dönüp dolaşıp yine bakacagı yer … diyip toparlanmaya çalışırız.ee artık yapacak bişey yok.
parada yok tatilde yok.hadi hanım şu en siyah kilolarını saklayan göze çok batmayan kapalı mayonu koy bavula.
2 ekmek biraz peynir bir bidon da su al çantana.haa can simidini sakın unutma .
bekle Sarıyer altınkum sahilleri biz geliyoruzzzzzz.:=)
alıntı değildir

çocuk olmak vardı

Filed under: çocuk olmak, öğrenci, karne sevinci — siyahkelebek @ 7:16 am


Ah şimdi çocuk olmak vardı. yıl sonu geldiginde karne heyecanı.matematik orta geldi ama olsun
sınıfımı geçtim ya.
Teşekkür alamadım anne,karne hediyesi alırmı babam yine?bu yaz tatilde köye mi yoksa denizi güzel kumu bol biryeremi gideriz acaba.

Ahh şimdi çocuk olmak vardı yıl sonu müsameresinde. beyaz elbisemi giyip kırmızı rugan pabuçlarımı.giysem.birde beyaz kurdelelrimi taksam saçlarıma.

Ahh şimdi çocuk olmak vadı.koşarak çıksam evden dışarı okulun bahçesinde arkadaşlarım; elbisen çok yakışmış deseler.en güzel benim elbisem desem kendi içimden hava atsam azcık.

Ahh şimdi çocuk olmak vardı.öğretmenim ne zaman benim de adımı okuyacak acaba diye heyecanlansaydım.

Öğretmenim adımı okuduğunda yerimden fırlayıp.koşarak karnemi alsaydım.ve öpseydim ellerinden.

Ahh şimdi çocuk olmak vardı.bütün arkadaşlar toplanıp birbirimizin karnesine bakıp kısakansaydık.ayşenin karnesi daha güzel teşşekkürde almış deyip ağlasaydık.

Ahh şimdi çocuk olmak vardı, annemin tesellisi olsaydı yine gözlerimi silerken ”senin de karnen iyi be yavrum” deseydi.

Ahh şimdi çocuk olmak vardı.öğetmenimize sarılıp ayrılık acısı yaşasaydık.arkadaşımıza ”biz tatilde denize gidiyoruz deyip kıskandırsaydık.sonrada sarılıp vedalaşsaydık ”ara beni ayşe yada mektup yaz”

Ah ah şimdi çocuk olmak vardı.babama nasıl gösterecem bu karneyi diye telaşlansaydık.ya kızarsa ”falancanın çocugu taktirname almış”derse diye.

Ahh şimdi çocuk olmak vardı.babamın bana aldıgı karne hediyesi pilli bebeğe sarılıp uyusaydım.
babama utangaç bir teşekkür öpücüğü kondursaydım.

ahh şimdi çocuk olmak vardı.tatilin ilk pazartesi ni uyuyarak geçirmek.annemle misafirliğe gitmek.

sokakta ip atlamak, top oynamak, küsüp küsüp barışmak arkadaşlarımla.
Yalancı gelecek hayalleri kurmak vardı benn doktor olacagım, ben öğretmen olacagım deyip böbürlenmek.

Çogumuz ne doktor olabildik nede öğretmen.ama çocuklarımızın karnesini büyük hefesle bekleyen anne ve de baba olabildik. şimdi büyük bir heyecan, gurur ve onurla gelecek karnelerini bekliyoruz.
Karne hediyesi ne alsak diye düşünüyoruz. ahh çocuk olmak vardı ya neyse… daha dün oğlum bana sordu ”anne ben ne zaman bidaha bebek olucam”? ah be yavrum artık bebek olmayacaksın şimdi çocuksun ama yıllar geçtikçe bir daha çocukta olmayacaksın. asker olacaksın yavrum inşallah iyi bir mesleğin olacak ve baba olacaksın.

Ülkene, Devletine, Milletine.sahip çıkan iyi bir vatandaş, ailene,eşine ve çocuklarına sorumlu iyi bir aile bireyi olacaksın.umarım çok iyi yaşarsın çocuğum.ama bir daha bebek olamayacaksın ve çocuk kalamayacaksın.tıpki bizim gibi.önünde uzun ve kocaman mutlu bir gelecek var ileride okula başladığında karnen nasıl gelirse gelsin, hep anlayışlı sana yardımcı ve her konuda destek vereceğiz sakın unutma.
Bir zamanlar bizde çocuktuk.ve ahh şimdi çocuk olmak vardı diyoruz artık.

Artık karne zamanı bütün çocuklarımıza iyi bol pekiyi li karneler,okullarını bitirenlere hayırlı mezuniyetler diliyorum,Öss sınavına girecek olan bütün gençlerimize ve büyüklerimize başarılar dliyorum.bütün okulları tatile giren tüm öğrenci kardeşlerimize de İYİ VE MUTLU TATİLLER DİLİYORUM
sevgiyle mutlulukla kalın.

NOT:ALINTI DEĞİLDİR

Haziran 10, 2009

WEPCAM POLEMİKLERİ

Filed under: msn, wepcam — siyahkelebek @ 5:02 pm

Bir cam açsana… ya açarmısın diye sormakta yokk be arkadaş direk cam açsana msn lerde en canımı sıkan olay bu kabus gibiler vallahi

Msn lerde alanlar herkez tarafından görülüyo çogu zaman benim alanda öle herkeze açık bütün ahaliye buyursun gelsin izlesin dilediğince yorum yazsın. ee bide davet olayı var tabiki davet yollayanların hemen hepsinin profillerini ve varsa alanlarına bakmadan asla kabul etmem hırlısı var, hırsızı var, ini var,cini var,
sapığı var, lezbiyeni var. aman ha önce profile bakarım.eğer profili temiz cinsel içeriği olmayan sapıkça iğrenç yorumlar yapmamış ve tabiki güzel harbi izlenir alanları olan kişileri kabul ediyorum. ama yinede yanılabiliyorum.

Bazı arkadaşlarımız sadece profil daveti yolluyorlar .bazı arkadaşlar ise msn le birlikte profil daveti yolluyor profilime yakıştığını umduğum arkadaşların davetlerini kabul ediyorum .

Msn sohbeti herzamanki gibi slm iletisiyle başlayıp çok geçmeden cam açsana olayına giriliyo sadece bunu deseler iyi birde direk wepcam daveti yollayan lar var ya arkadaşım bak orda avatarda kol kadar fotoğraf var birde sanki küçük dağları ben yarattım güdüsüyle emir vermeler yokmu allahım çileden çıkmamak elde değil. ben wepcam ‘ı gizlemekte istemiyorum evet bir wepcam var ama herkeze açık değildir efendim her gelen cam aç diye emir veremez.

Eskiden bir mektup yazar yanında küçük bir resimcik iliştirirdik.bu yeterdi artardı bile.
ama şimdi bırakın avatarda daki resmi.hadi wepcam da açtık diyelim ya birde sesini duyayım demezmi.yok devenin bale pabucu birde telefon numarası vereyim ordan ara 5 dk. 1 kntre :=) la havle.ha onuda istemeyenler yok tabiki.biliyorumki msn kullanan özellikle bayan arkadaşlarımızn başına geliyodur.

ee anladık insanlar konuşa konuşa anlaşır ama sadece yazışarakta anlaşabiliriz.sonuçta karşındaki bir insan eğer karşındaki insandan bir beklentin yoksa zaten böyle bir isteğin olmaz erkek olsun bayan olsun ne farkeder.yazıştığı insan gerçekten bayanmı ya erkekse ya beni kandırıyosa,gibi kuruntularla içsel güdüler üretiyorlar.iyi tamam bu merakınada giderdik wepcamda açtık onla bitmiyorki her fırsatta bu wepcam isteği devam ediyor.
Karşındakini kırmamak amacıyla da binbirtürlü bahane üretiyoruz.hiç tarzımız olmadığı halde.ama bunu bize zorla yaptırıyorlar.zora da geldilermi ya korkak, ya kendini beğenmiş etiketlerini yapıştırıyorla. ha bide unutmadan yüz görümlüğümü istiyorsun diyen de var :=) ve korkma seni yemem diyerekte sanki onu canavar gibi görüyormuşuz gibi kendimizi bize suçlu hisettiriyorlar.
olmuyor arkadaşlar olmuyor.

Wepcam da görüp napıcan beğenirsen nikanımanı alcan eğer beğenmessen silecenmi msnden. silsene yaw valla ne iyi olur. sen silmeden ben siliyorum zaten ama olan benim psikolojiye oluyor.
her şeyde olduğu gibi Msn ve wepcam olayının da suyunu çıkardılar valla helal olsunn.

Evet wepcam var amma velakin kimseye kendimi ıspatlamak için wepcam açmıyorum.çok sevdiğim ve dostluğumu pekiştirdiğim.beklentisi dertleşmek paylaşmak güler yüz ve tatlı dil olan sevgili arkadaşlarıma ve canım aileme wepcam açıyorum. ve bu wepcam olayını kötü cinsel alete dönüştüren bütün insanları lanetle kınıyorum.

NOT: ALINTI DEĞİLDİR

yorumda bulunacak herkeze teşekkürler sevgiyle kalın.:=)

« Newer PostsOlder Posts »

The Banana Smoothie Theme WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.